ODUN ATEŞİ
Bir kibrit çakılır geceye,
Odunlar uyanır uykusundan.
Çıtırtı, ilk öpücük gibi titrek,
Alev dudaklarında bir isim yakar,
Ateş, dilini uzatır harf harf eritir adını.
Közler çoğalır,
Gözlerinde erir karanlık.
Yayılan ısıyla tenim ısınır,
Kokun, çam reçinesi gibi yapışır,
Ateş, damarlarımda dolaşırken,
Her damla kanımı kaynatır.
Parmak uçların karıştırırken ateşi,
Bir kıvılcım sıçrar göğsüme,
Yüreğim odun, sen ise balta,
Her vuruşta bir çıtırtı,
Her çıtırtıda bir ah!
Ateş, kesik kesik alır nefesini,
Her nefeste bir anı kül olur.
Alev dans eder,
Gölgeler duvarlara uzanır,
Senin gölgen benim gölgeme sarılır.
O an, sonsuzluk kadar uzun,
Sonra duman.
Gözlerim yaşarır,
Ateş, gözyaşımı buhar yapar,
Acıyı havaya uçurur.
Kül olur her şey,
Bir köz kül altında kalır,
İçinde hâlâ sıcak bir kor saklar.
Üflesen, yeniden alevlenir,
Üflemezsen geceye karışır,
Ateş, unutulmuş bir nakarat,
Sessizce tekrarlanır.
Biter odun ateşi,
Isısı kalır avuçlarımda.
Sen çekip gidersin,
Ben küllerle konuşurum.
Ateş söner, odun içten içe yanar.
Ateş, içimde bir orman,
Sen, baltanla gelen fırtına,
Ben, köklerimle tutunduğum köz.
***
