EKŞİMSİ BAKIŞLAR
yaz sıcağının yorgun tortuları
çökmüş sokak aralarına erkencil
her köşe taşının yüzü aynı cehennem
yakıyor gelip geçenlerin yanağını
sıcağın nefesi buharlaşıyor düşerken
kırışıp çizgileşmiş alınların üzerine
bir anda çıkıveriyor ortaya iki serçe
seke seke basıyorlar toprağın sıcağına
sıratı geçen ölüler gibiydi nefesleri
göğüs göğüse cilveleşmeyi sevdiler nedense
kuşkular sardı göğün mavisini karartarak
az sonra yağmur yağacak gibi yağdılar yere
kuşun aşkı biraz da berduş aşkı
hem başıboş hem azade her şeyden
ekmek elden su gölden misali bir hayat
sürüp gidiyorlar sonu alavere dalavere âlemde
ne yaz yaza benziyor artık ne kış kışa
herkes kendisiyle ve kaderiyle baş başa
açtığı çukura düştü adam geçerken
baş dönmesi dediler düşüş sebebine
sokakta şahidi olanlar bu düşüşüne
balkonda ince bir ses esef ediyordu
maytap ve barut kokuyordu sokak araları
nasıl birikmiştiyseler bu ekşimsi bakışlar
dolu dolu karıncalar koşuşturan o yana bu yana
dolunayın altında balığa çıkmış balıkçılar gibi
sessiz ve sakindi sabır tespihini çekişleri üstelik
aşk yıldız gözlüydü düşerken yıkıntıların üzerine
anlamsız bir acılığa büründü gece
düşünce toprağa gölge
kuşlar ağlar
titrer sesimde
***
