Ocak Ateşi / İzzet Irmak

Yazan: İzzet Irmak -OCAK ATEŞİ
Advert

DENEME - 05-01-2026 18:16

OCAK ATEŞİ

Kış, dışarıda kendini karla ve ayazla ifade ediyor. Sokak suskun, gökyüzü ağır; her şey sanki biraz daha yavaş biraz daha temkinli. 

İçerideyse soba yanıyor. Göz göze geldikçe sustuğum ateşin dili var bugün. Güğümlerden damlayan her su tanesi, sobanın üzerinde küçük senfoniler bestelerken bir yandan da hayatın telaşsız bir ritmi doluyor odaya. Diğer koltuğun üstünde dut bağlama, yanıbaşında bendir o senfoniye ses olmak için bekliyorlar sanki.

Kuzinede patatesler pişiyor, üstünde sebze çorbası ağır ağır şifaya dönüşüyor. Çay, bitki çayı, su… Hepsi aynı anda kaynıyor, ama hiçbirinin acelesi yok. Bugün benim de acelem yok. Kış böyle bir şey işte, insanı durmaya zorluyor. Beni de durdurdu bu hafta. “Biraz da evinde, ocağının başında dur.” dedi sanki.

Böyle zamanlarda en sevdiğim yerde; pencerenin kenarındayım. Elimde kalem, önümde kâğıt, kaldı ki normalde bilgisayarda veya telefonda yazarım. Hayatın bu garip, sessiz ve içli anına dair notlar düşüyorum. Cam arada bir buğulanıyor; sanki içerideki sıcaklık dışarıya, dışarıdaki soğuk içeriye karışmak istiyor. Pencerenin camında buluşuyor bu iki ezeli zıtlık. Tıpkı hayattaki birçok zıtlığın buluşması gibi.

Parmağımla camın üzerine kelimeler yazıyorum, sonra siliyorum. Bir ara bir kalp çiziyorum. İçine bir harf koymayı düşünüyorum, ama vazgeçiyorum. İnsan bazen en çok kendine itiraf etmekten korkuyor bazı gerçekleri. Adını koymak, varlığını kabullenmek gibi geliyor çünkü. Ve bazen herhangi bir şeyin varlığını kaldıracak gücü olmuyor insanın.

Ama ben korktuğum için vazgeçmiyorum. İtiraf ettim çünkü; sessizce, kimse duymadan. Benimkisi, korkudan çok içimde tutuştuğum kavganın bir yansıması. Bir dışavurum.

“Sobanın içindeki ateş neyse, içimdeki de o.” diye düşünüyorum bir ara. Boşuna bakışıp durmuyoruz bugün. Dışarıda kar ne kadar beyaz ve soğuksa içimdeki his o kadar yakıcı ve gerçek. Bir yandan çok huzurlu ve dinginim. Yapmam gerekeni yapmış, söylemem gerekeni söylemiş ve en azından yapamadıklarımın pişmanlığından çok uzağım. En önemlisi de memnunum içimdeki ateşten. Belki de o ateştir beni ve bu satırları var eden.

Kışın ortasında, ocak ayının başında yazılmış bu satırlar, belki de kendime verdiğim en dürüst cevap. Çünkü bazı duygular söylenmez; soba gibi yanar, pencere gibi buğulanır, âşık yürek gibi atar. Ve insan kışın tam ortasında, sıcak bir odada içindeki ateşi, sobadaki ateşle paylaşabileceğini böylece anlar. 

***
 Editör: Nevin Bahtışen

Günün Diğer Haberleri