Neslişah'ın Kaderi / Kenan Tatlı

Yazan: Kenan Tatlı -NESLİŞAH'IN KADERİ  
Advert

ÖYKÜ - 09-06-2025 11:42

NESLİŞAH'IN KADERİ  

Hikâye 1882'de payitaht İstanbul’da geçer.

Arabacı Abdülkadir Efendi'nin üçüncü çocuğu dünyaya gelmişti. Yıllar birbiri ardına su gibi akmış, o küçük Hasan büyüyüp çoktan baba mesleği arabacılığa başlamıştı. Hem kendi atını hem de babasınınkini ustalıkla tımar ediyor,  sularını ve yemlerini hiç ihmal etmiyordu. 

Bir süre sonra bir akşamüstü, müşteri bekleyen Hasan’ın faytonuna doğru kıyafetlerinden soylu oldukları belli iki hanımefendi yanaşır. Kadınlarıdan orta yaşlı olanı Hasan’a, “Arabacı, müsaitsen bizi Nadir Bey'in köşküne götürür müsün?" diye sorar. Hasan da “Evet efendim araba boş, buyrun sizi Nadir Bey'in köşküne götüreyim.” diye cevap verir.

Sirkeci'nin en köklü ailelerinden olan Nadir Bey, esnaf arasında tanınmış ve oldukça itibarlı bir kuyumcudur. Kendilerini köşke getiren bu yağız delikanlıya, Nadir Bey'in hanımı Dilruba Hatun’la biricik kızı Neslişah Hanım gayet kibar bir şekilde teşekkür edip ücretini takdim eder ve köşke girerler.

O akşamdan sonra Arabacı Hasan, çok anlamsız bir durağanlık hâlinde derin düşüncelere dalar. İştahtan kesilir ve aynı zamanda hiç kimseyle tek kelime bile etmek istemez olur.

Hasan'ın en candan arkadaşı Mıstık Kâmil, onun düştüğü bu hâlleri görünce durumu babası Abdülkadir Efendi’ye iletir, yardım talebinde bulunur. Abdülkadir Efendi duydukları karşısında çok üzülür ve Mıstık Kâmil’e, Hasan’a yardım edeceğini söyleyip akşamı beklemeden evinin yolunu tutar.

Kapıyı açan Hasan’ın annesi Gülbahar Hanım, biraz telaş ve şaşkınlık içinde Abdülkadir Efendi'yi karşılayarak “Hoş geldin a efendi. Hayırdır inşallah! Bu vakitlerde, eve böyle erken gelmezdiniz. Ne oldu, Bey?” diye sorar. Biraz durgun hâlde olan Abdülkadir Efendi, "Hoş bulduk Canı Azizem" diyerek önce abdestini tazeler ve Gülbahar Hanım'ın getirdiği akşam kahvesinden bir yudum alıp söze başlar:

“Sorma hatun, bugün yanıma bizim Hasan’ın arkadaşı Mıstık Kâmil geldi ve bana bazı şeyler anlattı. Ona, konu ile ilgileneceğime dair söz verip doğruca eve, senin yanına geldim. Bizim oğlana son zamanlarda bir hâller olmuş, annesi olarak senin de dikkatini çekti mi?” 

Gülbahar Hanım, Abdülkadir Efendi'nin  ellerinden tutup gözlerine bakarak şöyle konuşur: “Bilmem mi hiç a efendi! Sen, geceleri yorgunluktan uyurken benim gözüme damla uyku girmiyor. Su içmek bahanesi ile gece yarısı kalkıp mutfağa girerken Hasan’ın odasında kandilin hâlâ yandığına şahit oluyorum kaç gecedir.”

Kadir Efendi, Gülbahar Hanım'a bunun sebebini sorunca aldığı cevaba hem çok sevinir hem de çok üzülür. Çünkü Hasan, utanarak baktığından yüzünü bile göremediği çiçekler kadar narin endamı ile birçok delikanlının aklını başından alan Neslişah Hanım'a gönlünü kaptırmıştır artık.

Biricik civanmert oğlunun artık evlenme çağına geldiğine sevinen Abdülkadir Efendi, işte böyle ümitsiz bir izdivacın nasıl gerçekleşeceği hakkında endişe içinde biraz üzüntülüdür.

Ve Abdülkadir Efendi biraz düşündükten sonra hanımına bakıp “Üzülme hatun. Dur bakalım gün doğmadan neler doğar! Sen Hasan’ıma bir şey söyleme. Yarın Allah’ın izniyle kızın ailesine ziyarete gider muradımızı anlatırız.” der.         

Hasan’ın büyük ablası, “Babacığım, böyle emrivaki kız istemek olmaz. Ben, yarın öğlen Neslişah’ı evinde ziyaret edip olayın iç yüzünü anlatırım. Eğer onun da Hasan’da gönlü varsa iki aile bir araya gelir konuşursunuz.” der.             

Ertesi gün Abdülkadir Efendi'yle Hasan arabalarına binip işlerinin yolunu tutarlar. Hasan’ın ablası da Nadir Bey'in köşküne giderek Neslişah ile görüşmek istediğini belirtir. Neslişah’ın annesi Dilruba Hatun içeri buyur ettiği Hasan’ın ablası ile konuşmaya başlar: “Buyur hanım kızım sizi dinliyorum, arzunuz nedir?”

Hasan’ın ablası: “ Efendim, ziyaret sebebime önce annemle babamın sizlere selamlarını söyleyerek başlayayım. Eğer münasip görürseniz kızınız Neslişah’ı kardeşim Hasan’a istemeye gelecekler.”

"Ve aleykümselam" diye mukabelede bulunan Dilruba Hatun, bu habere hem çok
şaşırır hem de sevinir. “Tamam güzel kızım, annenizle babanıza bizim de selamlarımızı iletiniz; ancak bu konudaki mutlak kararı Neslişah’ın babası verecektir.” der ve sohbet bittikten sonra Hasan’ın ablasını uğurlar. 

Hasan’ın ablası bütün konuştuklarını eve gelince annesine anlatır. Hane halkı akşam yemeklerini yiyip yatsı namazından sonra uyumaya odalarına giderler.

Ertesi sabah evlerindeki hummalı çalışmaya şahit olan Hasan hane halkına, “Sabah şerifleriniz hayır olsun da bu ne telaştır kıymetli anacığım, değerli babacığım ve ablalarım?" diye sorar. 

Gülbahar Hatun da oğluna şöyle cevap verir: "A benim oğlum. Hele sen bir güzel giyin kuşan, hoş kokular sür de hazırlan. Hayırlısıyla sana kız istemeye gideceğiz.”  

Hasan, babasının ve ablalarının yanında mahcup bir sesle; “Peki garip anacağım, madem ki emrin budur başım üstüne!” diyerek hazırlanmak için odasına gider. Hane halkı öğle namazını evde kılıp Hasan’ın faytonuyla Nadir Bey'in köşküne giderler. Kapıyı açan evin hizmetkârı, misafirleri salona buyur edip Nadir Bey'e haber verir. Birkaç hoş sohbetten sonra Abdülkadir Efendi sadede gelir: "Efendim, malumunuz buraya hayırlı bir iş için geldik. Allah’ın emri Peygamberin kavliyle, kızınız Neslişah’ı oğlumuz Hasan’a istiyoruz.”

Kuyumcu Nadir Bey kendinden beklenen
asaletle: “Efendim, ben sizi de oğlunuz Hasan’ı da yakinen tanırım. Ancak benim bu hususta çocukluk arkadaşım Sarraf Necip Bey'e daha önceden verilmiş bir sözüm var.” diye cevap verir.

Bu kesin cevap üzerine ev sahipleriyle vedalaşan misafirler ķöşkten ayrılıp evlerinin yolunu tutarlar. Bu arada askerlik çağı gelen Hasan, aldığı emirle ailesi ile helalleşip Doğu cephesindeki askeri birliğine teslim olmak üzere trene biner.

Vatan savunmasında canla başla mücadele edip Doğu cephesindeki askerlik görevini başarıyla bitiren Hasan, dört yıl sonra evine ve ailesine kavuşur. Evde hem sevinç vardır hem de hüzün. Bir şeylerin ters gittiğini anlayan Hasan, “ Kıymetli anacığım seni böyle üzen sebep ne ola ki?" diye sorar. Annesi Hasan’ın gözlerine bakmadan anlatmaya başlar. “ A benim canım oğlum sen askerdeyken Neslişah evlenip baba ocağından ayrıldı. Kocasının zulmüne çok sabır gösterse de ne anacığı ne de babacığı biricik kızlarının mutsuzluğuna dayanamayıp terki dünya ettiler. Şimdi biçare Neslişah sahipsiz, bir başına o mendebur herifle mücadele ediyor.”

Hasan her şeyi öğrenmek için can arkadaşı Mıstık Kâmil’in Galata'daki dükkânına gider ve maalesef duyduklarının doğru olduğunu öğrenir. Galata'dan sonra doğruca Neslişah’ın kocası ile görüşmeye gider.

Birde ne görsün, adam ne elde bırakmış ne de avuçta! Kalan mirası da kumarda tüketince sıra evdeki eşyalara gelmiş. "Artık bu işe el koymam gerekiyor" diyen Hasan, faytonunu satıp Galata'da bir eskici dükkanı açmış. Ve soluklanmadan Neslişah’ın kumarbaz kocası ile anlaşmaya oturmış. Bu anlaşmaya göre adamın getireceği her türlü eşyayı Hasan satın alacaktır. Ancak Neslişah’ın kocası evdeki eşyaların çoğunu kumarda kayber. Bunu duyan Hasan, Neslişah’ın baba yadigârı bütün çeyizlerinin de aralarında bulunduğu o eşyaların hepsini kumarbazlardan satın alıp dükkânına yerleştirir. Sonra da Neslişah’ın kocasını bi temiz döver.

Olayı duyan kumarbazın arkadaşları fırsat bu fırsat deyip yerde baygın yatan Neslişah’ın kocasını hançerle öldürüp suçu da Hasan’ın üzerine atarlar. Zaptiyeler Hasan’ı çok kısa sürede yakalayıp Kadı’nın huzuruna çıkartırlar. Şeriata göre ölüm cezası alan Hasan’ı geçici olarak zindana atarlar. Bunu duyan Neslişah kumarbaz da olsa kocasının intikamını almak için planlar yapar. Ertesi sabah bulduğu bir eskici dükkânından takma bıyık ve sakal alarak erkek kılığına girer ve yolda gördüğü ilk Zabite bir tokat atar.

Derhal Kadı’nın huzuruna çıkarılıp Hasan’ın bulunduğu zindana atılır. Bu arada Kadı Efendi, Hasan hakkındaki nihai kararını vermeden önce yaşadığı Sirkeci’deki esnaflar arasinda tam teşekküllü bir araştırma yaptırır. Onu çocukluğundan beri tanıyan Sirkeci esnafı, Hasan’ın hiçbir kavgada asla hançer kullanmadığını, hep bileğinin gücüne güvenen civanmert bir delikanlı olduğuna dair yeminli ifade vererek Kadı'nın huzuruna çıkarlar.

Kadı Efendi yeminli şahitleri dinledikten sonra duruşmaya sonradan katılan Mıstık Kâmil’e söz verir. Mıstık Kâmil ifadesinde: “Kadı Efendi ben Hasan’ı ve öldürülen kumarbazı çok iyi tanırım. Kanımca, rahmetlinin arkadaşlarına çok kumar borcu vardı, bu yüzden Neslişah Hanım’ın kocasını o arkadaşları öldürmüş olabilir.” İfadeyi dikkate alan Kadı Efendi, Galata içinde herkesin kanını emen o kumarbazların tez huzuruna getirilmesini buyurur.

Mahkemeye çıkartılan kumarbazlar daha ikinci soruda yaptıklarını itiraf edip Hasan’ın suçsuz olduğunu beyan ederler. Cezalarını çekmek üzere Hasan’ın bulunduğu zindana atılırlar. Karşısında katilleri gören Hasan, üçüne de dayak atmaya başlar. Bu arada kocasının katilini öldürmek için takma bıyık ve sakalla erkek kılığında içeri giren Neslişah, Hasan’ın üç kişiyi dövdüğünü görünce ne olduğunu merak eder. Hasan da onun Neslişah olduğunu bilmeden, “Sorma gitsin, bu adamlar bir zamanlar ve hâlâ da çok sevdiğim Neslişah’ımın kocasını öldürüp suçu da üzerime atan deyyuslardır.”

Neslişah az daha bir yanlış yapıp Hasan’ı öldürecekken durumu zaptiyelere haber verir. Kadı Efendi'yi bilgilendirmelerini arz eder. Kadı efendi, hem erkek kılığındaki Neslişah’ın hem de iftira atılan Hasan’ın zindandan çıkarılmalarını emreder. Zindandan çıkan Hasan, erkek kılığındaki Neslişah’a “Hadi gel bakalım, benim dükkâna gidip birer okkalı kahve içelim." Neslişah bu teklif üzerine Hasan'la birlikte eskici dükkânına girdiğinde gördüğü eşyalar karşısında şaşırıp, “Hasan ağabey, bu eşyaları nereden buldun? Kimden aldın?” diye sorar.

Hasan'in cevabıysa, " Hiç sorma, bu gördüğün eşyalar sevdiceğim Neslişah Hanım'a aittir. Rahmetli kocası kumar borcuna karşılık bu eşyaları satmış. Bende kıyamadım hepsini onlardan satın alarak burada muhafaza ettim." 

Neslişah gözyaşları içerisinde başındaki fesi, yüzündeki bıyığı ve sakalı çıkartarak civanmert Hasan’ın ellerini öper ve olanları bütünüyle açıklar. Civanmert Hasan duydukları ve gördükleri karşısında çok sevinerek Neslişah’ı. Sirkeci’deki evlerine götürerek her şeyi ailesine anlatır.

Çok mütevazi bir düğün ile dünya evine
giren Hasan ile Neslişah, mutluluk dolu yarınlara doğru birlikte el ele yürürler.

***

TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE  KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...

Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz

Günün Diğer Haberleri