Mehmet Emin Yurdakul / Hamiyet Su Kopartan

Hazırlayan: Hamiyet Su Kopartan -MEHMET EMİN YURDAKUL
Advert

BİYOGRAFİ - 15-01-2025 16:15

MEHMET EMİN YURDAKUL

13 Mayıs 1869’da İstanbul Beşiktaş’ta doğdu. Babası Zekeriya köyü halkından balıkçı Sâlih Reis, annesi Bulgaristan göçmenlerinden Körükçü Mehmet Ağa’nın kızı Emine Hanım’dır. Sıbyan mektebinden sonra Beşiktaş Askerî Rüştiye’sine girdi. Burayı bitirince bir süre Mülkiye İdâdîsi’ne devam ettiyse de 1887’de mektepten ayrıldı. Maaşsız kâtip olarak Sadâret Dairesi Evrak Kalemi’nde çalışmaya başladı. 1889’da Mekteb-i Hukuk’a kaydoldu; iki yıl kadar sonra buradan da ayrılmak zorunda kaldı. Bu tarihten itibaren edebiyat ve şiirle daha yakından ilgilendi.

1892’de, ruh asaletinin soy asaletinden üstün olduğunu anlattığı “Fazilet ve Asalet” adlı kitabı dolayısıyla Sadrazam Cevat Paşa’nın tavsiyesi üzerine Rüsûmat İdaresi’ne önce memur, ardından evrak müdürü tayin edildi. 1892’de İstanbul’a gelen Cemâleddîn-i Efgānî’nin sohbetlerine katıldı, bazı fikirlerinden istifade etti.

1897 Osmanlı-Yunan Muharebesi sırasında aralarında “Anadolu’dan Bir Ses yahut Cenge Giderken” adlı şiirin de bulunduğu, hece vezni ve sade bir Türkçe ile şiirler yazmaya başladı. Millî duyguları herkesin kolayca anlayabileceği bir dille ifade ettiği şiirleri devrin edebiyat çevrelerinde büyük ilgi gördü.

CENGE GİDERKEN
Ben bir Türk'üm; dinim, cinsim uludur.
Sinem, özüm ateş ile doludur.
İnsan olan, vatanının kuludur.
Türk evlâdı evde durmaz, giderim.

Bu topraklar ecdâdımın ocağı.
Evim, köyüm, hep bu yurdun bucağı.
İşte vatan! İşte Tanrı kucağı!
Ata yurdun evlât bulmaz, giderim.

Yaradan’ın kitabını kaldırtmam,
Osmancık’ın bayrağını aldırtmam,
Düşmanımı vatanıma saldırtmam.
Tanrı evi viran olmaz, giderim.

Tanrı’m şahit, duracağım sözümde.
Milletimin sevgileri özümde.
Vatanımdan başka şey yok gözümde.
Yâr yatağın düşman almaz, giderim.

Ak gömlekle gözyaşımı silerim
Kara taşla bıçağımı bilerim
Vatanımçün yücelikler dilerim
Bu dünyada kimse kalmaz, giderim.

1898’de bu şiirlerini Recâizâde Mahmut Ekrem, Abdülhak Hâmid (Tarhan), Şemseddin Sâmi, Rıza Tevfik (Bölükbaşı), Fazlı Necip’in takrizleri ve saray ressamı Zonaro’nun resimleriyle birlikte Türkçe Şiirler adıyla kitap halinde yayımladı.

Temmuz 1911’de kurulan Türk Ocağı derneğinin geçici idare heyeti başkanlığına seçildi. Ağustos 1911’de Erzurum vali vekilliğine getirildi ve ertesi yıl emekliye ayrıldı. 1913’te Musul’dan mebus seçildi. 17 Aralık 1914’te “Türklerin ilk büyük millî şairi” tanıtımıyla Türk Ocağı tarafından adına büyük bir tören düzenlendi. Çanakkale Savaşları sırasında kurulan İstanbul Heyeti Edebiyyesi ile birlikte savaş alanına gitti ve askerin mâneviyatını yükselten konuşmalar yaptı.

Ya Gazi Ol Ya Şehit
Hadi yavrum, ben seni bugün için doğurdum!
Hamurunu yiğitlik duygusuyla yoğurdum.
Türk evladı odur ki yurdu olan toprağı,
Ana ırzı bilerek yad ayağı bastırtmaz.
Bir yabancı bayrağı, ezan sesi duyulan
Hiçbir yere astırtmaz.

Git evladım, yıllarca ben oğulsuz kalayım.
Şu yaralı bağrıma kara taşlar çalayım.
Hadi yavrum, hadi git, ya gazi ol ya şehit!

Hadi yavrum; köyüne, nişanlına veda et.
Sabanını, tarlanı, her şeyini feda et.
O silaha sarıl ki böyle günde bir erkek
Bir dualı demirden başka bir şey kullanmaz.
Bunu tutan bir bilek, köleliğin
Uğursuz zincirine uzanmaz.

Git evladım, yıllarca ben oğulsuz kalayım.
Şu yaralı bağrıma kara taşlar çalayım.
Hadi yavrum, hadi git, ya gazi ol ya şehit!

Hadi yavrum, kendine sen de ‘yiğit er’ dedir.
Büyüdüğün gaziler ocağına can getir.
O cenkleri kazan ki senin büyük Türk adın
Yedi iklim dört bucak içerisine ün salsın.
Beş yüz yıllık ecdadın kabirlerde titreyen
Kemikleri öç alsın.

Git evladım, yıllarca ben oğulsuz kalayım.
Şu yaralı bağrıma kara taşlar çalayım.
Hadi yavrum, hadi git, ya gazi ol ya şehit!

Hadi yavrum, bugün de dertli ninen ağlasın.
Ayrılığın oduyla yüreğini dağlasın.
O yaşları saçsın ki senin aslan göğsünde
Benim kanlı gözyaşım düşman için kin olsun.
Kara yerin yüzünde ayağının bastığı
Dağlar beller leş olsun.”

Mütarekenin ardından İstanbul’un işgali üzerine bazı arkadaşlarıyla birlikte Ankara’ya gitti (Nisan 1921). Millî Mücadele devam ederken halka ve orduya moral verici konuşmalar yapmak için Mehmet Âkif (Ersoy) ve Sâmih Rifat’la birlikte Anadolu’ya gönderildi. Cumhuriyet’in ilânı üzerine Şarkîkarahisar (1923) ve Şebinkarahisar’dan (1927) mebus seçildi. 1930’da kurulan Serbest Cumhuriyet Fırkası’na katıldı. Daha sonra Urfa (1932) ve İstanbul’dan (1943) milletvekili seçildi. 14 Ocak 1944’te vefat etti ve Zincirlikuyu Asrî Mezarlığı’na defnedildi.

Mehmet Emin Yurdakul, Millî Edebiyat şiirinin öncü sesidir. Çünkü 1898’de yayımladığı “Türkçe Şiirler” adlı şiir mecmuasıyla daha 10 yıl öncesinden milli şiir ahenginin öncülüğünü yapmıştır. Üstelik bu kitabın Servet-i Fünûn şiirinin en güçlü döneminde yayımlanmış olması ayrıca önemlidir.

Mehmet Emin’in bütün şiirlerinin ortak paydası, halkı içinde bulunduğu karamsar ruh halinden, gerilikten, bilinçsizlikten kurtarmaktır. Kimliği ve tarihini hatırlatarak kendine güven duygusunu aşılamak maddî ve manevî açılardan kalkınmasını sağlamaktır. Bu açıdan bakıldığında Yurdakul; milliyetçi, idealist, halkçı ve medeniyetçi bir şairdir.

Bırak Beni Haykırayım
Ben en hakîr bir insanı kardeş sayan bir ruhum,
Bende esîr yaratmayan bir Tanrı'ya îman var.
Paçavralar altındaki yoksul beni yaralar.

Mazlumların intikamı olmak için doğmuşum.
Volkan söner, lâkin benim alevlerim eksilmez.
Bora geçer, lâkin benim köpüklerim kesilmez.

Bırak beni haykırayım, susarsam sen mâtem et.
Unutma ki şâirleri haykırmayan bir millet,
Sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir.

Zaman, ona kan damlayan dişlerini gösterir.
Bu zavallı sürü için ne merhamet ne hukuk…
Yalnız bir sert bakışlı göz, yalnız ağır bir yumruk!”

Mehmet Emin Yurdakul “milli romantik duyuş tarzı”nın ilk temsilcisidir. Bütün bu özelliklerinden dolayı Mehmet Emin Yurdakul edebiyat tarihimize “Milli Şair” unvanı ile anılmıştır.

“Benim Ömrüm
Genç çağdaydım, kendimi bir dikenli yolda buldum.
Hıçkırıklar işittim, gül ve bülbül bağlarından.
Felâketler topladım, Anadolu dağlarından;
Uzun sazlı âşıklar diyarında şair oldum.

Ezgi koydum âhlarla, figanlarla Türk şi'rine,
Öz dilimle haykırdım, 'Ey milletim, uyan! ' diye;
Viran yurdun dolaştım, bir şehrinden bir şehrine;
Saç ve sakal ağarttım ben de 'Vatan vatan! ' diye.”

Mehmet Emin Yurdakul Şiirinin Genel Özellikleri
- Yazmaya şiirle başlamıştır. İlk şiiri 1897’de Servet-i Fünun Dergisi’nde yayınlanmıştır.
- Oldukça sade bir dil kullanmayı tercih etmiştir.
- Dili, kuru ve suni bir yapı arz etmiştir.
Birçok araştırmacı, onun şiirlerini Türkçe’nin sıcaklığı, ahengi ve doğallığına uzak bulmuştur.
- Konularını halkın hayatından ve Türk tarihinden almıştır.
- “Ben bir Türk’üm; dinim, cinsim uludur” dizesi ile tanınmıştır. (Cenge Giderken adlı şiirinin en meşhur dizesidir)
- “Cenge Giderken yahut Anadolu’dan Bir Ses” Mehmet Emin’in çıkışını sağlayan en önemli şiiridir. Bu şiiri Türk Yunan Savaşı (1897) esnasında kaleme almıştır.
- Sanat hayatının başlangıcından itibaren hece ölçüsünü tercih etmiştir.
- Hece vezninde halk şiirinde sıklıkla kullanılan yedili, sekizli, on birli kalıpları değil çok az veya hiç kullanılmamış kalıpları tercih etmiştir. (On beşli, on altılı, on sekizli, on dokuzlu).
- Şiirlerinin çoğu, kullandığı bu farklı kalıplardan ötürü duraksızdır. Mehmet Emin Yurdakul, Türk şiirinde durağı kaldıran şair olarak anılmıştır.
- Nazım şekli bakımından halk şiiri geleneğine uzak durmuştur; büyük ölçüde sone, terza-rima gibi Batılı veya kendinin belirlediği nazım şekillerini tercih etmiştir.
- Çoğu zaman uzun manzumeyi tercih etmiştir.
- Kafiye konusunda oldukça zayıftır. Kimi zaman yarım kafiye daha çok ise kelime tekrarına dayalı redif kullanmıştır.
- Şiirleri, teknik açıdan mükemmellik endişesinden uzaktır.
- Güzelliği değil faydalıyı arar onun şiiri.
- Lirizmden ziyade didaktizme yakındır.
- Düşüncelerinin şekillenmesinde büyük oranda Cemalleddin Efgani etkisi vardır. Efgani için “Beni o yoğurmuştur.” ifadesini kullanmıştır.

Mehmet Emin Yurdakul’un Eserleri
ŞİİR:
Türkçe Şiirler (1899-1918)
Türk Sazı (1914)
Ey Türk Uyan (1914)
Tan Sesleri (1915, 1956)
Ordunun Destanı (1915)
Dicle Önünde (1916)
Hastabakıcı Hanımlar (1917)
Turana Doğru (1918)
Zafer Yolunda (1918)
İsyan ve Dua (1918)
Aydın Kızları (1919)
Mustafa Kemal (1928, şiir ve düzyazı)
Ankara (1939)
 
DÜZYAZI:
Fazilet ve Asalet (1890)
Türk’ün Hukuku (1919)
Kral Corc’a (1923)
Dante’ye (1928)

Günün Diğer Haberleri