Kurtlar / Ertürk Demirci

Yazan: Ertürk Demirci -KURTLAR
Advert

ÖYKÜ - 25-11-2023 20:49

KURTLAR

Şubat soğuğunun dondurduğu Murat Irmağı’nın çevresi, bir ova görünümü almıştı. Köy gençleri ellerinde baltaları, torları ve gaz yağı tenekeleriyle ırmağın yolunu tutmuşlardı. Öğretmen Mustafa, okulun yanına eklenmiş olan lojmanın camından gidenlere seslendi:
-Bugün nereye gidiyorsunuz?
Gündüz, cevap verdi:
-Ağadeve’ye doğru…
“Ben de gitsem mi?” diye düşündü bir an öğretmen. Köy gençlerinin peşinden baktı biraz. Ev arkadaşları şehre inmiş, dönmemişlerdi. Gelince de Korko Köyü’ne arkadaşlarını görmeye gideceklerdi. Korko Köyü, şehre uzak olduğu için oradaki öğretmenler şehre fazla inmezlerdi.

Mustafaların bulunduğu köye geldiklerinde şehre gelmiş gibi sevinirlerdi. Onlara göre burası, Ağrı’nın merkezi gibiydi. Burada yerler, içerler ve eğlenirlerdi. Dönüşlerinde Milli Eğitim Müdürlüğü’nden gelen yazıları ve Tebliğler Dergilerini alırlardı…

Mustafa; kabanını giydi, eldivenlerini taktı, köy muhtarının hanımının ördüğü atkıyı boynuna sardı. Kapının zincirini çekti çıktı. Köy gençleri ırmağın doğusundan gitmişlerdi. İzlerinden belliydi. Yürüdü. Ağadeve Köyü'nün aşağı kırığında, Murat Irmağı’nın kıvrıldığı yerde geven dikenlerini yakmışlar, duman altında ısınmaya çalışıyorlardı. Gündüz, Mustafa Öğretmen’in kendilerine doğru geldiğini görünce el etti. Ali, ırmaktan çıkardığı balıkları sallıyordu ona doğru. Irmağın dirsek şeklindeki bölümünü baltayla kare şeklinde kesmişler, torlarını oraya salmışlardı. Ateşin yanına yaklaşarak, usulca seslendi:

- Rastgele gençler.
Hep bir ağızdan cevap verdiler:
- Sağol öğretmen.

Hava iyice soğumuştu. Atkısını kulaklarına doğru çekti, ellerini ovuşturdu. Bir, iki saat beklediler. Suyun içerisindeki tor da kıpırdamaya başlamıştı. Açılan yerin etrafına yanaştı dört kişi. Elleriyle toru çekmeye başladılar. Çok ağır olduğundan çıkarmada zorlandılar bir an. Mustafa Öğretmen de yardım etti onlara. Birkaç teneke balık almışlardı sudan. Koyacak yer bulamadılar. Mustafa, kabanının cebine koyduğu alış-veriş poşetlerini çıkardı. Doldurdular. Köye doğru yollandılar. Okul lojmanına döndüklerinde Mustafa’nın diğer arkadaşları da gelmişti. Isındılar. Şehirden getirdikleri mandalina ve elmaları yediler…

Mustafa ve arkadaşlarını Korko’ya götürecek kızakçı da gelmemiş, geç kalmıştı. Karanlık olmuştu. Mutlaka gitmeleri gerekiyordu. Korko’daki arkadaşları Kadir Sinan rahatsızdı. Onu da görmeliydiler…

Bütün köy halkı evlerine çekilmişti. Tek tük isli camlardan gaz lambası ışıkları görünüyordu. Tipi oluşacakmış gibi bir hava vardı. Üç arkadaş hazırlıklarını yapıp kızağı beklemeye başladılar…

Kızakçı geldiğinde epey geç olmuştu. Kızağa binip üzerlerine battaniyeleri örttüler. Yüzlerini iyice kapattılar. Bir kırbaç sesiyle, kızağa koşulu olan atlar ileri doğru atıldılar.

Karanlıkta beyaz kar yol veriyordu onlara. İki köyün arasını yarılamışlardı ki atlar huysuzlanmaya başladılar. Bir türlü ileri gitmiyorlar, kırbaç darbelerine şaha kalkarak cevap veriyorlardı. Kurt ulumaları duyulunca, kızaktakiler birden irkildiler…

Kurtların gözleri ateş gibi parlıyor, üzerlerine hamle etmek için zaman kolluyorlardı. İleri gidemedikleri gibi geri de dönemiyorlardı. Mustafa, battaniyenin altındaki resmi yazıları ve Tebliğler Dergilerini meşale gibi yaparak çakmağını çaktı, ateşe verdi. Bir anda etraf ışıl ışıl oldu. Yanlarına kadar gelen kurtlar kaçışmaya başladılar. Uzaklaşmadılar gene de. Ulumalar çoğaldıkça başka kâğıtlar yakıldı. Mustafa Öğretmen ve arkadaşları sürekli ıslık çalıyor ve yardım istiyorlardı. Yakacakları tükenince battaniyeleri ateşe verdiler. İbrahim Öğretmen; “imdat” diye bağırdı gücü yettiğince. Sesi yankılandı karanlık gecede.

Battaniyeler yanınca, kızak da ateş almıştı. Atların bağlandığı kayışlar yandığından atlar da başlarını alıp gitmişlerdi. Mustafa, poşetlerdeki balıkları atmaya başladı kurtlara doğru. Her balığın yere düşüşünde almak için birbirleriyle yarışıyorlardı sanki. Kızak yanıyor ama ayakları karda donuyordu. Onlar bunun farkında bile değillerdi. Dördü birden bağırmaya başladılar; “imdat” diye. Battaniyeler ve kızağın tahtaları bitmiş, ortalık birden karanlığa gömülmüştü. Ne yapacaklarını şaşırmışlardı. Kurtların nefeslerini enselerinde hissediyorlardı…

Birden Korko Köyü tarafından yükselen köpek ulumalarıyla ve silah sesleriyle kendilerine geldiler. Gelen köpekler, kurtlara saldırdılar. Silah sesleri, gecenin karanlığını yırtıyordu. Köyden gelenler kurtları kovalamış, dört kişiyi sırtlarına alarak geri dönmüşlerdi. Kendilerine geldiklerinde ayaklarının karla ovulduğunu gördüler.

Etraflarına toplanan köylüler, onlara yardım etmek için birbirleriyle yarışıyorlardı…

Editör: Hamit Gözümoğlu 

Günün Diğer Haberleri