KÜLTÜREL ETKİNLİKLER NE DERECE ETKİN OLUYOR
Son zamanlarda bir kültürel etkinlik furyası aldı başını gidiyor.
Başta kitap imza günleri olmak üzere, değişik isimler verilerek farklı gibi görünen ancak çoğu zaman kopyala-yapıştır usulü etkinlikler düzenleniyor.
Öncelikle belirteyim ki insanların topluma yarar sağlayacak bir amaç doğrultusunda, belli zamanlarda ve belli yerlerde düzenlenen kültür ve sanat faaliyetlerinde bir araya gelmesini doğru ve gerekli buluyorum.
Çünkü hangi nedenle olursa olsun insanlar birbiriyle etkileşim içinde olmazsa başkalarını tanıyamaz, yeni arkadaşlıklar ve dostluklar kuramaz. Yeni şeyler öğrenip kendilerini geliştirme fırsatı da bulamazlar.
Genel olarak “etkinlik” diye nitelenen toplantılar, özellikle belli bir amaca ve hedef kitleye yönelik olduğunda daha başarılı oluyor.
Çünkü o etkinliğe katılanların ilgi alanları, beğenileri, bakış açıları ve talepleri birbirine daha yakın oluyor. Bu da insanların daha kolay kaynaşmasını ve etkinlikten daha fazla yararlanmasını sağlıyor.
Asıl mesele de bu zaten: Düzenlenen etkinliklerin gerçekten etkin olması.
İster düzenleyen, ister katılımcı, isterse izleyici olsun; insanların katıldıkları etkinlikten bir şeyler kazanması, oradan bir izlenimle ayrılması çok önemli.
Bu da insanların gittikleri, katıldıkları ve izledikleri bu tür ortamlarda kendilerini ilgilendiren bir şeyler bulmasıyla doğrudan ilgili.
Bu nedenle kültürel ve sanatsal etkinliklere gelenlerin orada kendilerini ilgilendiren bir faaliyetin bulunması önem taşıyor.
Tanıtım ve duyurular da bu doğrultuda yapılmalı.
Aksi takdirde kuru kalabalıkların toplandığı, kimin neden geldiğinin tam olarak belli olmadığı, gelenlerin de “Bana göre bir şey yok.” deyip geri döndüğü etkinlikler, “fos” yani içi boş faaliyetler olmaktan öteye gidemez.
Var ama yok, yok ama var gibi gösterilen etkinliklerde insanlar kendilerini ilgilendiren bir şey bulamaz.
Burada arz-talep meselesi ortaya çıkıyor.
Neyin talep edildiğini bilmeyen, neyi arz edeceği konusunda doğru karar veremez. Ya da arz edilen şey talebi karşılamaz; boşta kalır, sahip çıkan ve ilgi gösteren olmaz.
Bu, aslında hayatın her alanında böyledir.
“Ben yaptım oldu. Beğenen beğenir, beğenmeyen beğenmez. İsteyen gelir, isteyen gelmez. Adım Hıdır, elimden gelen budur.” mantığıyla yapılan hiçbir etkinlik, doğru hedefe varamaz.
Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenmişse ondan sonra doğrusunu ara ki bulasın.
Kısacası, etkin bir etkinlik için dokuz defa düşünüp bir defa yapmak daha doğru olur.
İyi düşünüp iyi yapılan her şey başarı getirir.
Yapılan yanlışı düzeltmek ise çoğu zaman yenisini yapmaktan daha zordur.
***
