Küçük Ceylan, Tavşan Pufi ve Kızıl Şeytan / Nevin Aktekin Gülfırat

Yazan: Nevin Aktekin Gülfırat -KÜÇÜK CEYLAN, TAVŞAN PUFİ VE KIZIL ŞEYTAN
Advert

MASAL - 25-08-2024 13:30

KÜÇÜK CEYLAN, TAVŞAN PUFİ VE KIZIL ŞEYTAN

Küçük ceylan Zumba için uyku vaktiydi...

Buyükannesinin ona sevgi dolu gözleri ile anlatacağı bu geceki masalı merakla bekliyordu…

Ve sonunda büyükannesi bu geceki masalına başladı.

Bir küçük ceylan varmış. Hep uzakları merak edermiş. Annesi ile zaman zaman gezintiye çıkarmış ama bu gezintiler hep kısa süreli olurmuş… Uzakları merak eden  küçük ceylan için artık bu gezintiler çok sıkıcı gelmeye başlamış, bu yüzden annesi ile gezintiler ona eskisi kadar heyecan vermez olmuş. O, içinde yaşadığı ormanın sonunu hep merak ediyormuş. Uzun süre bu merakı içinde tutamayınca annesine sormuş;

- Anneciğim bu ormanın sonu yok mu?

- Var elbet yavrucuğum, ama biz oralara gitmeyiz…

- Peki neden anneciğim ama ben oraları çok merak ediyorum!

- Anlıyorum yavrucuğum, küçükken ben de çok merak ederdim. Ama oralara giden nice küçük ceylanlar ve hayvanlar dönmedi. Çünkü orada  avcı insanlar ve onlardan daha tehlikeli Kızıl Şeytan var.

- Avcı insanlar ve Kızıl Şeytan mı, anne peki onlar bizim düşmanımız mı?

- Kimi dost, kimi düşman ama düşmanların giderken bıraktığı Kızıl Şeytan en tehlikelisi.

- Ama ben yine de gitmek istiyorum. Ormanın sonunu çok merak ediyorum!

- Yavrucuğum burası bizim dünyamız, evimiz…

Evimiz dışındaki yerleri de merak etmen gayet normal… Ama yaşamak için burada kalmalıyız… 

Zaten ormanın kendi tehlikeleri var, ama emin ol ormanın sonundaki tehlikeler çok daha büyük… Hadi bakalım; bırak şimdi bunları merak etmeyi, şimdi uyku vakti.

Yavrusunu öptü anne ceylan ve onun uykuya  dalmasını endişeli bir şekilde bekledi…

Küçük Ceylan bilmiyordu annesinin neden çok endişeli olduğunu tabii… Anne geyik, yıllar önce üç yavrusunu Kızıl Şeytan’a kurban vermişti…

Yüzündeki yara izi de, tek boynuzlu olması da bu yüzdendi…

Büyükanne, masalını anlatmaya devam ederken küçük ceylan Zumba, büyükannesinin anlattığı masalı pür dikkat merakla dinliyordu. Bu masal başka bir masaldı, sanki onun için yazılmıştı.

Velhasıl o da, ormanın sonunu merak ediyordu. Her ne kadar avcı insanlar ve Kızıl Şeytan onu korkutsa da…

Gün ağarmıştı. Küçük ceylan bir türlü ormanın sonunu, avcı insanları ve Kızıl Şeytan’ı aklından çıkaramıyordu.

Annesi ne derse desin gidecekti. Ama tek başına bu yolculuk çok zordu… Yakın arkadaşı tavşan Pufi’nin yanına gitti…

–Pufi, biliyor musun bu ormanın bir sonu varmış! Ve orada avcı insanlar ve Kızıl Şeytan varmış. Ben onları da ormanın sonunu da merak ediyorum.

Pufi iki kulağını havaya dikerek arkadaşını can kulağıyla dinliyordu. Uzun uzun düşünürken bıyıklarını da oynatıyordu. Aslında o da ormanın sonunu merak ediyordu.

- Pufi, benimle ormanın sonuna gitmeye ne dersin? Birbirimize yoldaş oluruz hem…

- Aslında ben de merak ediyorum, ormanın sonunu küçük ceylan, ama korkuyorum en çok da avcılardan!..

- Olsun, ikimiz birbirimizi koruruz! Bak, ben sabah gizliden sırt çantamı hazırladım. Yiyecek de koydum… Bir de, ne olur ne olmaz sazlı dikenlerden, annemin yaptığı bıçağı da aldım… Hadi sen de benimle gel.

Pufi, arkadaşını hem sevdiğinden  hem de ormanın sonunu merak ettiğinden "peki" dedi. Onların konuşmalarını duyarak; "Salak mısınız siz orada avcıya yem olacaksınız" diyen arkadaşlarına inatla...

Onlar seçimlerini yapmıştı. Çünkü bu küçük ormanın ötesini de bilmek istiyorlardı. Hayat dedikleri bu küçük ormandan ibaret olmamalıydı… Diğerleri gibi böyle bir avuç yerde yaşlanıp ölmek istemiyorlardı…

Çünkü, kimileri yaşadıklarını sanırlar. Hep korkularının esiridirler. Cesaretsizce her şeyi kabul ederler. Onlar ise, öteleri de bilmek istiyorlardı.

Küçük ceylan ve Pufi yola çıktılar, bu çok büyük bir maceraydı…

Yolda giderken sincap arkadaşlarına rastladılar; “Hadi siz de bizimle gelin, biz ormanın sonuna gidiyoruz” dediler…

Sincaplar ellerindeki cevizi yerken; “Ormanın sonu mu, dalga mı geçiyorsunuz! Burası uçsuz bucaksız yer, ormanın sonu mu olur? Siz de dönün eve ayılara, çakallara, avcılara yem olacaksınız.” dedi.

Sonra da, onlarla alay ederek cevizlerini yemeye devam ettiler…

Küçük ceylan ve Pufi, yola çıkmışlardı bir kere, zaten dönmeyi de düşünmüyorlardı...

Editör : Nevin Bahtışen

Günün Diğer Haberleri