KIZLAR BÜYÜYOR
Ev halkı güler yüzleri ile karşıladı. Senem terliğini koydu.
"Hoş geldin"dediler.
Doğru banyoya yöneldi.
Fatma kadın, "Çamaşırlarını bıraktım. Sıcak su ister misin?" diye sordu.
"Gerek yok" ile girdi. Soyunup dökündü. Duşunu aldı. Giyinip odaya geçti. Suyun verdiği rahatlık ile odadaki divana oturdu. Televizyonda haberler dilleniyordu. Görüntüler göze çarpıyor, eksiği fazlasıyla gün dökülüyordu.
Kızlar iki koldan sofrayı hazırladılar. Ağaç sofralık tekeri üzerine hazırlananlar taşındı. Besmeleler çekilip yemeğe geçildi. Her günkü alışıklıklar içinde açlıklar bastırıldı. Bereket dilenip kalkıldı. Hızla kurulan sofra hızla kaldırıldı. Lavabo ardından gelinip tekrar divana geçildi.
Kızlar mutfakta uğraşırlar iken eşine "Gününüz nasıl geçti?"diye sordu.
"Her günkü gibi yaramaz bir hâl yoktur." ile gün özetlendi.
"Senin günün nasıl geçti?"yi, “Şükür, nafakamızı çıkardık. Çok sıcak vardı. Zorlandık biraz." ile cevapladı.
Konuşma bir yerde durdu. İmdada kızların getirdiği çaylar yetişti. Bardaklara dökülen çaylar şekerlenip yudumlanırken kızlara takıldı.
Birbirlerine nazlanarak söylenen cümleler birbirini kovaladı. Rutin ev hâli içinde aktarılıp döndürüldü. Konudan komşudan, öteden beriden, olandan bitenden sözler döküldü. Çay boşları mutfağa götürülürken dizi izlemeye geçildi. Gece gittikçe ilerlediğinde kızlar "İyi geceler” dileyip odalarına geçtiler. Karı koca başbaşa kalmışlardı.
Fatma kadın "Rüstemler hafta sonu düğün edecekler.” dedi.
"Vakit geldi demek. Onlara bir hediye almak gerek."
Yüzüne baktı.
"Öyle… Sen gelirken bir tepsi alıver."e "Olur." karşılığını verdi.
"Köroğlu yaşı varan gidiyor. Farkında mısın, bizimkiler de büyüdü. Bir bakmışsın, sıra bize gelmiş. Kapımız çalınmış."
İkisinin yüzü ışıl ışıldı. Sözlerin gelip yüzlerine çöken sevinci ışıl ışıl yüzlerine vurmuştu.
"Bunların ardına düşeni neyi var mıdır? Ne dersin?"
Fatma kadın bu sözlerden irkildi.
“Sen ne dersin allasen? Senin kızların öyle midir? Laf peşinde misin? Yoksam bir bildiğin duymuşluğun mu vardır?"
Söz sözü kovaladı.
Bir yerde zınklayıp kaldı. Söylemek ile söylememek arasında bocaladı. "Git şeytan işine." ile düşüncesini savdı. Mümkünsüzdü bu ona göre. Dul birine kız vermek... Bu düpedüz dile dolanmaktı. Bir süre daha görür görmez duyar duymaz televizyona baktı. İçi alıp veriyordu.
Kalktı ,arka avluya çıkarken "Sen döşeği hazırla.” diye buyurdu.
Avlunun karanlığında bir süre oyalandı. Vücuduna çöken günün ağırlığı ile odaya geçip soyunup pijamalarını giyip yatağa uzandı.
Baş ucunda dikelen Fatma’ya, "Sen yatmayacak mısın, haydi gel artık.” dedi.
Kadın kapıları kontrol edip hazırlanıp ışıkları kapatıp usulca yatağa girdi. Kendini erinin kollarının arasına attı. İki kol sardı, sarmaladı. Derin derin kokusunu içine çekti. İki beden birbirine sarılırken titredi.
Yorgan üzerlerinden kayarken gece kendine onları çekti.
Ev geceye kavuşmuştu. Yoldan geçen taşıtın homurtuları dışında ses kalmamıştı.
***
TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...
Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz
