Kıbrıs'ın Mücadelesi / M.Atıf Ürük

Yazan: M.Atıf Ürük -KIBRIS'IN MÜCADELESİ
Advert

İNCELEME - ARAŞTIRMA - 22-12-2025 19:47

KIBRIS'IN MÜCADELESİ

Coğrafi konumu, Doğu Akdeniz'deki ticaret yollarına hâkim Kıbrıs Adası; jeopolitik - jeostratejik değerlerinden dolayı ve hem askeri hem de ekonomik açıdan da vazgeçilmez bir barınak olarak yüzyıllardır önemini sürdürmektedir. 

Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapıp jeolojik oluşumun başlarında Hatay bölgesine bitişik olan ve işaret parmağı İskenderun Körfezi'ni gösteren bir ele benzeyen, bölgede uçak gemisi konumundaki Kıbrıs Adası; en son 1974'teki Barış Harekâtı ile bugünkü sınırlarına ulaşmıştır. 

Kıbrıs'ta Türklük ve varoluş mücadelesi vermiş Kıbrıs Türk'ü; Mücahidi, Mücahidesi ve Türk askerinin kanlarıyla yazdıkları Kıbrıs Destanı'nın acılı günlerini yaşamayan ve bilmeyen gençlerimize ve o günlerde soykırım vahşetini yaşamalarına rağmen tepkisiz kalanlara bu tarihi olayları hatırlatmayı görev biliyorum. 

Kıbrıs Türk'ünün Kurtuluş Savaşı olan 20 Temmuz 1974 Barış Harekâtı'nın neler pahasına kazanıldığı bilinmiyorsa, öğrenmeleri ve çocuklarını yakın geçmişteki bu tarihi bilgiyle yetiştirmeleri Kıbrıs Türk'ünün geleceği için yaşamsal bir gerçekliktir. 

Kıbrıs, günümüzde de güncelliğini kaybetmemiş ve dünya siyasetinin değişmeyen unsurlarından biri olmaya devam etmektedir. 

Bu nedenle; Kıbrıs tarihine katkıda bulunmak ve öncelikle geleceğimiz olan gençlere Kıbrıs'ın geçmiş tarihini doğru ve tarafsız aktarmak için Kıbrıs Barış Harekâtı öncesiyle Barış Harekâtı'nda gelişen olaylar ve daha sonrasında yaşanan gerçekleri, kişisel anılarımın da ışığında yaptığım derin çalışmalarla, "Geçmişten Günümüze Kıbrıs Gerçeği, Çilekeş Ada Kıbrıs, Kıbrıs Şehitleri ile Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'da Enerji Savaşı" başlıklı kitaplarımı yazdım.

Geçmişten günümüze Kıbrıs'ta çözüm olamıyor. Çünkü Türk tarafı, Türkiye ile birlikte birçok konuda ortaklık kurmayı düşünürken, Rum tarafının bir hedefi vardır. O da hiç değişmeyecek hedefi, sadece Kıbrıs'ı değil Kıbrıs Türklerine de egemen olmaktır.

Rum tarafı, Türklere sahiplilik peşinde koşma amacından vazgeçmedikleri sürece Kıbrıs'ta 
çözüm hayaldir. 

Kıbrıs'ta Garantiler ve Türk Askeri varlığı, Kıbrıs Türk halkının olmazsa olmaz hassas konularıdır. Bunlar olmazsa Kıbrıs, Girit olur. Tarihten ders almayan toplum da yok olur.

Bugün, Yunan - Rum ikilisinin ana hedeflerinden biri Garanti ve İttifak Antlaşmalarının kaldırılması olduğu unutulmamalıdır. 

20 Temmuz 1974'ün en önemli sonucu ise bir asırdan daha fazla sürdürülen Enosis'in amacına ulaşıp gerçekleşmesini ebediyen engellemiş olmasıdır. 

Kıbrıs'ın Kurtuluş Savaşı olan 20 Temmuz 1974 Türk Barış Harekâtı yalnız Kıbrıs Türk'üne değil, Rum toplumuna da barış ve huzur getirmiştir. Bugün iki toplum da 51 yıldır mutlu yaşamaktadır. 
Ancak Türkiye'nin etkin garantörlüğü kabul edilmeden, Rumların silahlanma çabalarına son verilmeden ve "Sınırlarımız Girne'de biter" sloganları terk edilmeden, Rum-Yunan ikilisinin Kıbrıs'ı Yunanistan'a ilhak etme çabası olan Enosis hayallerinden vazgeçtiği ileri sürülemez. 
Ayrıca; Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni kabul edemeyen Rumların ve yandaşlarının yanılgıya düştükleri bir nokta vardır. O da bugüne kadar Türk insanının uğruna kan döktüğü topraklar daima onların vatanı olmuştur. Sonsuza kadar da olmaya devam edecektir. Barış Harekâtı ile kan dökülerek alınan bu topraklar üzerinde tartışma olmamalı, masa başında toprak terki yapılmamalıdır.

Türklerin kanla aldıkları bu topraklar 1571'den beri hukuken Türk topraklarıdır. Ancak Kıbrıs'da bazı bölgelerdeki Rum halkının çoğunlukta olması da sunidir. Çünkü Rumlar; Afrika'dan, Adalar Denizi adalarından ve Girit'ten Kıbrıs'a insan getirip yerleştirerek suni nüfus çoğunluğuna sahip olmuşlardı. Şimdi, Barış Harekâtı ile ele geçirilen bölgeler yeniden gerçek sahibinin Türklerin eline geçmiştir. Önce Kıbrıs Türk Federe Devleti'nin sonra da Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin mülkü olmuştur.
Ancak bir süredir özellikle Karpaz ve İskele bölgelerinde bazı Türk vatandaşları üzerinden İsrail vatandaşları toprak almaktadır. Böylece İsrail, dolaylı olarak bölgedeki doğalgazdan pay sahibi de olabilir.

Bugün, Avrupa Birliği'nin (AB) bazı ülkeleri ekonomik çöküş yaşamaktadır. Bu nedenle İngiltere Brexit ile ve bazı ülkeler de AB'den çıkmak için çareler aramaktadır. 

Bir süredir adada Birleşik Kıbrıs isteyenler de bulunmaktadır. Oysa Birleşik Kıbrıs yaşamında AB, BM ve ABD'nin desteğiyle Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yasadışı ilân edilebilir ve adadaki Türk askeri işgalci kabul edilerek, AB'nin toprağı olabileceği için Kıbrıs'tan çekilmesi istenebilir. 

Ayrıca "Kıbrıs sorunu bizim için çözülmüştür" düşüncesi yanıltıcı bir varsayımdır.

Geçmişten günümüze Hıristiyan dini fanatizmimden kaynaklanan Türk düşmanı siyaseti uygulayan Haçlı zihniyetli bazı ülkeler ile Rum-Yunan ikilisi Türklere karşı sürdürdüğü AB, ABD ve İngiltere destekli Düşük Şiddetli Çatışma (DŞÇ) ile Kıbrıslı-Türkiyeli sorunu yaratmış ve adadaki bazı Türkler bu kaosun içine sürüklenmiştir. Görünen odur ki anılan çatışma daha uzun süre devam edebilecektir. 

Önemli olan ülkeyi temelinden yıkan, tutsak ettiren İç Cephenin düşmesidir. Bu gerçeği iyi bilen ülkeler, Türk Milleti'nin iç cephesini yıkmak için yıllardır çalışmışlar ve çalışmaktadırlar. Gerçekten kaleyi içten almak, dıştan zorlamaktan kolaydır. 

Türk toplumunu azınlık kabul edenler, "Siz Türk değil, Türkiyeli ve Kıbrıslısınız!" diyerek suni olarak "Kıbrıslılık-Türkiyelilik" çatışması yaratmıştır. Kıbrıs'ta da Rumlar yakın geçmişte olduğu gibi bugün de Türkleri azınlık statüsünde kabul edip birlikte yaşamak arzusundalar.

Oysa Türkiyeli ve Kıbrıslı diye bir tabir de bir millet de yoktur. Ama Türk Milleti vardır. 

Bu tabiri kullananlar kitaplarımda da yazdığım ve bazı TV'ler ile konferanslarda da anlattığım gibi Haçlı zihniyetli bazı ülkeler ile Rum-Yunan ikilisi ve bu düşüncede olan türevleridir. Nasıl ki İngiliz'e İngiltereli, Alman'a Almanyalı, Fransız'a Fransalı v.b. denilmeyeceği gibi Kıbrıslı ve Türkiyeli değil TÜRK denir.

Türk Bayrağının kırmızısı, etnik kökenleri farklı olsa da ulusun her ferdinin kanının rengidir. Bugün gerek Çanakkale'de ve Kıbrıs'ta gerekse Anadolu'daki ve yurtdışındaki şehitliklerde etnik kökenleri farklı insanlar koyun koyuna yatmaktadır. Türk ulusu, farklılıklarıyla bütünlük içinde yaşamalıdır. 

Bu nedenle Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ifade ettiği gibi "Ne Mutlu Türk'üm!" denilmelidir. Türk Milletinin geleceği de buna bağlıdır.

Geçmişten günümüze yapılan bunca görüşmede Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafı çözüm için uğraştılar. Ama Rum-Yunan ikilisi Enosis'ten vazgeçmedi, bu konu emeli olduğundan vazgeçmemiştir. 

Bu nedenlerle Kıbrıs'ta artık “Federasyon” değil, iki devletli çözüm vurgulanmalı ve adada bir tek Türk Cumhuriyeti ve Devleti olduğundan artık Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KTC) adıyla kullanılması uygun olacaktır. 

Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin 42. yıldönümünde Şehitlerimizi rahmetle, Gazilerimizi şükranla anıyorum. 

Kıbrıs sorunu, 20 Temmuz 1974'te başlamamıştır, bitmiştir. 

Kıbrıs sorunu, Türk askerinin çekilmesi ile çözülemez. 

Geçmişini bilmeyen uluslar geleceğine yön veremez. Bunun için genç kuşağın geçmiş tarihini bilmesi gereklidir. 

Tarih yazılırsa bilinir, okunursa öğrenilir. 

***


Editör: Neşe Kazan

Günün Diğer Haberleri