KARANLIK ÇAĞ
Karanlık bir çağ bu, görünmez ışık.
Rahmetsiz topraklar çöllenir gider.
Kim kiminle düşman kimle barışık?
Bir belirsizlik ki dallanır gider.
Her asrın bulunur farklı modası,
Herkesin gönlünde başka sevdası.
Başka olur dertsiz kulun edası,
Garibanın derdi yıllanır gider.
Zenginin derdi çok, korkusu fazla.
Hastanın sınavı şekerle, tuzla.
Hiç yürek yangını söner mi buzla?
Yoksul bulduğuyla hâllenir gider.
Tükenmez garibin derdi tasası,
Yokluk bastırdıkça çıkar posası.
Kurulur önüne hesap masası,
Acılar üst üste çullanır gider.
Hakikat yolunda serden geçmeli,
Köprüyü geçmeden ölçüp biçmeli.
Dost ile düşmanı iyi seçmeli,
Aklı kıt olanı kullanır gider.
Derviş sırtındaki çuldan utanmaz,
Kalbi kara olan zandan utanmaz.
Allah’tan korkmayan kuldan utanmaz,
Helâl, haram demez, yallanır gider.
Sevda gönülleri coşturur durur,
Hasret yedi tepe aştırır durur.
Âşık yâr peşinde koşturur durur;
Rağbet görmeyince küllenir gider.
Nûrfânî bağrında büyütür derdi,
Ağıtlar söyleyip uyutur derdi.
İnsan seçemiyor namerdi, merdi,
Arkası olanlar kollanır gider.
***
