İNSANLARA ÖĞÜT VERMEYİN
İnsan ilişkilerinde çok karşılaştığımız, az çok herkesin başına gelen olaylardan, durumlardan söz etmek istiyorum.
Bilerek, ya da bilmeyerek hepimizin yaptığı bir yanlış vardır. İşin kötüsü bu yanlışın yaş sınırı yok, herkes herkese yapar… Bir insanla bu bir arkadaş, bir komşu, esnaftan biri, ya da bir işveren ya da aklınıza gelen herhangi biri olabilir bu. Karşılaştınız, ya da sohbet için bir yerde oturdunuz kahve, çay içeceksiniz. Belki de yemek yiyeceksiniz. Amacınız, biraz yarenlik, sohbet, rahatlamak ve iç dökme arzusudur. İşte o anda bir deneyiminizi, başınızdan geçen bir olayı anlatmaya başlarsınız. O anda hiç hazır olmadığınız bir tavırla karşınızdaki, hemen araya girer, “bak ben onu şöyle, yaparım, böyle yaparım sen yanlış yapmışsın, keşke şöyle yapsaydın, ben olsam…” diye uzun uzun öğüt verir, hatta öyle uzatır ki siz ne anlattığınızı unutur, sözünüzün sonunu getiremezsiniz. Yahu kardeşim, dostum ya da arkadaşım, sen benden akıllı olsan bile ben senin aklınla yaşamayacağım. Bırak da kararlarımı kendim vereyim, yanlışım varsa ceremesini çekeyim, ödülü varsa da ben bunun yararını görüp mutlu olayım.
Anlatamazsınız ki “herkeste bir ben en iyisini bilirim, benim aklım sizden daha iyi çalışır” tavrı vardır. Nereye gitseniz, kiminle konuşsanız bu böyledir. Bazen öyle moraliniz bozulur ki kendi kararlarınızı verirken tereddüde düşersiniz. Düşmeyin efendim.
Hayat sizindir, sizi sizin kadar tanıyan olmaz, sizin olaylarınızı, hayatınızı sizin kadar bilen olmaz. En doğru kararı sadece siz kendiniz verebilirsiniz. Önce buna inanın. Sonra dilerseniz, eksik bilginiz varsa kendi isteğinizle seçtiğiniz kaynaktan tamamlar ya da güvendiğiniz kişinin deneyimlerinden istediğiniz ölçüde yararlanırsınız. Bu konunun çocukların, gençlerin eğitiminde çok büyük yeri, önemi vardır…
Bazı aile bireyleri çocuklara öğüt, akıl vermeye çok meraklıdır. Ödleri patlar yanlış yapacaklar diye. Doğruları da kendi doğrularıdır, bunu böyle bilir, hiç taviz vermezler. Doğruların, zamana, çevreye, yaşa ve kişilerin kendi özeline ve mantığına göre biraz farklı olabileceğini akıllarına bile getirmezler. Yahu kardeşim bırak çocuklar yanlış yapsın. Yanlışın zararını yaşasın. Düşünmeyi, uğraşmayı öğrensin. Doğruyu gördüğünde, kendi başarısının mutluluğunu , gururunu yaşasın. İlerlemenin en güzel yoludur bu.
Unutmamalıdır ki çocuklar laftan çok büyüklerin davranışlarından, hareketlerinden, yaşayışlarından etkilenirler. Ne dediklerinden çok nasıl konuştuklarına bakarlar. Bu sebeple çocuklarımız en doğru ya da yanlış konuşmayı büyüklerinden öğrenirler. Onların alışkanlıkları, bakış açıları, olaylar, insanlar üzerine gitme tarzları onlara geçer ve doğru ya da yanlış onlarda yerleşir. Büyüdükçe değiştirmesi çok zorlaşır, hatta öylece kalır. Böylece diyebiliriz ki değişmez temel eğitim çocuğa aileden mirastır. Anlatmak istediğim şudur ki büyükler, çocuklara fazla akıl, öğüt vermeyiniz, doğrularınızı ille de onlara kabul ettirmeyiniz. Onlar adına karar vermeyiniz.
Kararlarına saygı gösteriniz. Sorarlarsa fikrinizi onun aklını, düşüncesini harekete geçirecek, yaratıcılık yeteneklerini geliştirecek, dokunuşlar yapın. Ona güvendiğinizi, doğru karar vereceklerine inandığınızı belli ediniz.
Göreceksiniz şahane sürprizlerle karşılaşacaksınız. Ağır gelmeyecek sorumluluklar yükleyiniz, küçükten başlayıp kendisi gibi büyüyen keyif alacağı sorumluluklar yükleyiniz. Bu tutum ve davranış ayakları üstünde duracak güne geldiğinde hayata hazır mükemmel bir genç yetişecektir.
Bizde kişilik bozuklukları en çok eğitim yanlışları, ebeveynlerin baskıcı yanlış tutumlarından kaynaklanmaktadır. Çocuklar, gençler bu yüzden, ya sorumsuz, saldırgan, bencil, tembel, hazırcı, zayıf iradeli ya da kendine yeterince güvenen, sorumluluk sahibi, yaratıcı, üretici bireyler olarak yetişir topluma.
Değerli dostlar, toplumun dengesi, dengeli kişilerden oluşur. Barış burada, sevgi, saygı, başarı burada, güneşli, parlak bir gelecek burada. Aile bireyleri, okul, toplum eğitim alanlarıdır. Hepimiz bir şeyler alır, bir şeyler veririz. Dünya geniş bir alışveriş alanıdır…
Kârı, zararı iyi hesaplamak gerekir.
Can dostlar, güleç yüzlü çocuklarımız, güneşe bakan aydın, cesur yürekli gençlerimiz, mutlu, gelecek kaygısı olmayan bir toplum olmamız dileklerimle, herkese selam, saygı ve sevgiler…
