HIÇKIRIK SAĞANAĞI
İlk yağmurlar düşmeden
Tenin gibi kokmadan toprak
Sular bulanmadan
Kış uykusuna yatmadan akşam sefaları
Ve
Serçeler terkedip dallara konmayı
Sığınmadan saçakara
Sabahın en sessiz saatinde gel
Dağlara pus inmeden
Telaşa kapılmadan börtü böcek
Ormanlara düşmeden sessizliğin ezgisi
Soyunmadan ağaçlar kabuğundan
Kapanmadan
Uzak köylerin yolu kardan
Yankısı dinmeden eşkiyaların koyaklarda
Dağ ceylanlarına ilişmeden aç kurtlar
Kayan bir yıldız gibi
En alacasında gel gecenin
Yoksa
Deşer yaralarımı
Hıçkırık sağanağının her damlası
Erken ölen ceylanların
Soğuk cesedinde ağlamaklı
Yas nehirlerinin coşkusunda kaybolur
Kısacık sevinçlerimin ömrü
Ve sonra
Kabarır ölü denizler
Taşar sabrımın sınırından sessizliğim
Kıyılara savrulur
Sabırla kürek çektiğim salların parçaları
