GEÇ KALDIK
Hep tatlı gülüşün geliyor aklıma
Sanki taze frezyalar kokuyor
İçime çekiyorum dudaklarından dökülen
Her heceyi, kalbimle çarpıyorum
Özleme bölüyorum
Memleketim oluyorsun.
Çok geç buldum seni
Ne çok mevsim geçmiş
Ne çok göçmen kuşlar uçmuş
Ne çok birikmiş her şey
Şimdi konuşuyoruz ya arada
Kalbim havada
Umutlarım arafta.
Dur ! Diyorsun ya bazen
Sanki telaşım var benim
Sanki uğruma kalem kırılmış da
Kara bir elbise giydirecekler gibi
Telaşlanıyorum nedense …
Bunca zaman
Nefessiz yaşamayı öğrenmişim
Şimdi varlığında nefes alıyorum.
Hangi sızımı anlatsam
Hangi yasımı
Hangi göz yaşımı!
Hep kralların yaşadığı küçük dünyamda
Hep Kül Kedisi olmak
Hep dallarım kırılırken
Yeniden yeniden hayata tutunmak
Çok zordu sensiz yaşamak.
Biliyor musun ben dertlerimi
Hep kedilere anlatırım
Çığlıklarım duyulmaz benim
İçimde kıymığım
Nefes aldıkça kalbimi kanatırım.
Çok geç buldum seni
Ne kara kışlar geçti yokluğunda
Bir bilsen!
Sana güller büyüttüm dualarımda
Göz yaşımın adını sen koydum
Bu yüzden ağlamıyorum ben
Gülümsemem bu yüzden
Hep korkuyorum işte
Ya göz pınarlarımdan düşersen!
Yoksulluğu parasızlık sanıyor insanlar
Dibini bulduğum yoksunluğun ötesinde
Yoksulluk olabilir mi?
Dünyada tek başına kalıp da
Ayakta durulabilir mi?
Duruluyor işte
Denizlerin mavisinden içiyorsun biraz
Birazda gökyüzüne bakıyorsun, sen diye
Yaşıyorsun işte.
Ne garip
Ne kadar uzaklarda kalmışız
Kalmışız da alev alev yanmışız.
Bu gün yine hava yağmurlu
Gözlerimin yerine ağlar gibi
Konuştuğumuz baharı düşünüyorum
Yaşım onyedi oluyor
Mavilerim anemon çiçekleri
Mimozalarla uçuşuyor
Kahve kokulu masum günü bekliyorum
Sadece özlüyorum işte özlüyorum
Hasrete sorgu sual edilmez
Kavuşmayı bekliyorum.
