ÇOCUKTUK
Çocuktuk
Üşüyen bedenlerimizi ısıtırken
Sobanın sıcaklığında
Yüzüme vuruyordu alevler
Eğildim
Baktım
Yanan ateşte gördüm
Anamın kederli feryatlarını
Tam düşmüştü yüzüme
Sis karası bir hüzun
Burnuma gelen
Yanık portakal kabuğunun kokusu
Mayhoş bir parfüm gibi
İçimi rahatlattı
Hayat ne büyük bir tezat aslında
Kederle mutluluk yanyana
Bu mahallede
İlerdeki ahşap yapılı bir evde
Hapsetmişler iki güvercini
Yasamak zorundalar bir arada
Biri
Kapamış gözlerini kulaklarını
Hayatın melankolik akışına
Biri
Yüklenmiş sırtına
Bütün dertleri bütün günahları
Cehennemin yolcusu
Yalnızlığın kıyısında
Zorunlu mu bir hayatı hapsetmek
Sahte yüzlü buz gibi soğuk odalara
Gözleri boş duvarlara
Bu mahallede
Kaç çocukluk
Kaç gülüş düştü sokaklara
Kaç kadın
Saklandı tül perdelerin ardına
Yüzündeki yorgun çizgilerle
Kaç kedinin kuyruğu ezilip
Kopartıldı köşe başlarında
Bir çikolataya kandırılıp
Götürüldü çocuklar evcilik oynamaya
Anam ağlarken sofra başında
Kaç küfürler savruldu havaya
Ekmek parçaları düşerken tabağımdaki çorbanın içine
Boğazımda düğümlenen yutkunuş
Aktı gitti göz pınarlarıma
Gökyüzünden bakıyordu bulutlar yeryüzüne
Öfkeyle aktılar yeryüzüne
Yağdı yağdı
Yağmur
Sokakların tozunu cilalayan
Yağmur damlaları
Yine de arıtamadı işlenen günahları
Ve
Dokundular bana
Yüreğime
Kalabalıkların içindeki
Yalnızlığıma
***
