ÇAMUR ÇULLUĞUNUN HİKÂYESİ
Gökyüzü
Ve gökyüzü kadar deniz,
Bir uçtan bir uca,
Yaşanmış öykülerimle
Kanat çırpıyorum.
Sesleri duyuyorum,
Seslerin arasındaki sesleri dinliyorum.
Sesimi dinledim
Ama o ses benim sesim değildi.
Seni duymak istedim,
Zaman değil,
Sen uzaktın.
Daha az önce sararmış yapraklar üzerindeydim.
Şimdi en keskin noktada,
Varmakla varmamak arasında.
Onun için sessiz sessiz
Döktüm yapraklarımı.
Kimi sararmış,
Kimi al yanak gibi.
Gözler mahşerden uzak,
Bir bana bir etrafına
Bir de yanındakine bakarken
Sanki çiğneyip geçtikleri
Ben değildim.
Ayaklar altında kalırken çıkan seslerim,
Onlara mutluluk saçarken
Sonbahar rüzgârları savursa da beni;
Yuttuğum çamurlar bana yoldaş oldu.
Ben mevsimin son gününde,
Bütün müziklere inat,
Her yere serpiliyorum.
Bir mevsimi,
Belki bir hayatı bırakıp gidiyorum.
Henüz akşam imlenmemiş,
Yemyeşil topraklara daha çok var.
***
