Büyükanne ve Çörekleri / Nevin Aktekin Gülfırat

Nevin Aktekin Gülfırat -BÜYÜKANNE ve ÇÖREKLERİ
Advert

ÖYKÜ - 08-12-2024 13:06

BÜYÜKANNE ve ÇÖREKLERİ

Çocuk, bir gün büyükannesine; “Büyükanne, sen her şeyi biliyorsun, işte bu yüzden herkes sana gelip sorular soruyor, dertlerini anlatıyor, sonra da yanından yüzleri gülümseyerek ve mutlu bir şekilde ayrılıyorlar. Onlara nasıl bir cevap veriyorsun bilmiyorum ama hepsi de aldıkları cevaplarından memnun oldukları yüzlerinden okunuyor.

Büyükanne, benim de uzun zamandır cevabını bulamadığım anlayamadığım bir soru sormak istiyorum sana.” der.

Büyükanne, gözlüklerinin altından sevgiyle gülümser torununa ve; "Sor bakalım  benim akıllı ve meraklı torunum, soracaksın ki öğreneceksin. Aldığın cevaplarla da büyüyeceksin" diye cevaplar torununu.

“Peki büyükanne, o zaman beni dinle lütfen. Geçen annem bir teyzeyle konuşuyordu ve ‘Hayat çok anlamsızlaştı’ dedi.

Ben de anneme sordum; ‘Anne hayat neden anlamsızlaştı, hem hayatın anlamı ne ki?’ diye ve annem bir şeyler söyledi ama pek bir şey anlamadım.  Uslu çocuk olmam gerekiyormuş, öyle her lafa da karışmamam gerekiyormuş. Ben de bir kaç gündür uslu çocuk oldum ve annemin laflarına da karışmadım  ama hayatın anlamı ne yine çözemedim...

Hayatın anlamı uslu çocuk olup laf işitmememek mi büyükanne?”

Büyükanne, torununun saçlarını sevgiyle okşayarak gülümsedi.

“Peki torunum sana hayatın anlamının ne olduğunu anlatacağım. Artık günümüzde bir sürü insan bunu unutmuş olsa da, sanırım ben sana  bunu en güzel şekilde öğretebilirim.Önce sana içi buğdaylar ile dolu bir sepet vereceğim. Sen bu sepeti derenin kenarından yürüyerek değirmenci Muhsin Amca’ya götür. O, bu buğdaylardan sana un öğütecek ve sen de o unu bana sepeti ile geri getir ki, ben de sana o getireceğin unla güzel çörekler yaparken sana da ‘hayatın anlamını’ anlatırım ama dikkatli ol torunum. Giderken buğdayları, gelirken de unu dökeyim deme sakın.”

Torunu büyük bir heyecanla sepeti koluna takarken, "Peki büyükanne hemen gidip gelirim, sen de o çörekleri yerken hayatın anlamını bana anlatarak öğretirsin" diyip büyükannesini de öperek yola koyuldu.

"Of ne kayalık bu yollar! Büyükannem, benim çocuk olduğumu unutuyor galiba, bana niye bu kadar zor bir görev verdi ki? Ama olsun, çörekleri yerken hayatın anlamını da sonunda öğreneceğim ya” diye kendi kendine konuşarak değirmene vardı..

Kapının önünde, değirmencinin buğdayları öğütüp vermesini bekledi. Beklerken de çok sıkılmıştı ama nihayet buğdaylar un olmuştu. Yola koyuldu. Unları sepetten dökmeden eve dönmek için gözünü hiç sepetteki undan ayırmıyordu...

Sonunda eve geldi.

"Büyükanne ben geldim bak unları da hiç dökmedim" dedi.

Büyükanne gülümsedi; “Aferin, ne çabuk geldin sen böyle evladım? Peki yolda giderken, orman çıkışında kenarda gelincik tarlası vardı onu gördün mü ? Bir de, onun kenarında da küçük bir  çeşme vardı. Oranın buz gibi suyundan içip serinledin mi?”

"Hayır büyükanne, görmedim büyükanne."

"Yolun ikiye ayrıldığı yerde koca bir armut ağacı vardı. Hani sen çok seversin ya, köyün en iri en tatlı armutları ordadır. Yedin mi onlardan?"

"Yok büyükanne. Sepetteki buğdaydan öğütülmüş  unları dökme dedin ya, ben o unları dökmemeye çalışıyordum o aralar.."

"Sakın, değirmenin arka tarafındaki iki yeni doğmuş kuzuyla oynamadım deme, duymuşsundur onların melemelerini, buğdayların un olmasını beklerken.”

"Yok büyükanne uyumuşum azcık orada değirmenci amcanın buğdayları değirmende una çevirmesini beklemekten sıkılınca."

Büyükanne daha bir çok soru sordu, torununun getirdiği unlardan çörek yaparken ama torunu birçok şeyi fark edememişti çünkü o sadece sepetteki unları dökmemeye çalışmış önemli olanın da bu olduğunu sanmıştı.

"Bak tatlı torunum, hayatta bir şeyler bir şeylere döner; toprak tohuma, tohum buğdaya, buğday una, un çöreğe, üzüntüler sevince, sevinçler üzüntüye, dertler dermana, zenginlik fakirliğe, fakirlik zenginliğe dönüşür, dönüşebilir. Yani, uzun lafın kısası o merak ettiğin "hayatın anlamı" bir sepet buğdayı ve unu dökmeden taşırken etrafındaki güzelliklerin farkına varıp bakarken görebilmekte, kalbinde sevgiyi her gün daha çok büyütmekte yani hayatın anlamı senin bakışlarında saklı. Neye baktığın değil, ne gördüğün önemlidir.

Şimdi bak, o buğdaylar una sonra da güzel bir çöreğe dönüştü. Şimdi değirmenci Muhsin Amca’ya götür ama götürürken etrafındaki güzelliklerin farkına var, güzel bak, keşfet o güzellikleri ve etrafa dönüşümlerini izle. Ve o güzel armutlardan da ye olur mu torunum?" dedi torununa sevgiyle bakarak...

"Anladım büyükanne neden herkesin sana ‘bilge nene’ dediğini ve yanından neden mutlu ayrıldıklarını da anladım. Sanırım bilgelik de böyle bir şey. Herkesi aydınlatıyor, ışık oluyorsun. Teşekkürler büyükanne!” diyerek sevgiyle sarılıp kocaman bir öpücük kondurdu büyükannesinin yanağına...

Günün Diğer Haberleri