Bir Sabahın Kısa Hikâyesi / Hamdi Tabanlı

Yazan: Hamdi Tabanlı -BİR SABAHIN KISA HİKÂYESİ
Advert

ÖYKÜ - 23-05-2024 22:47

BİR SABAHIN KISA HİKÂYESİ

Güneş doğmadan önce kalkıp vazifesini yaptıktan bir müddet sonra tekrar yatağına girip uyuya kalmıştı.

Perde aralığından yüzüne vuran güneş ışınları ile seher vaktinde temiz hava girmesi için araladığı camdan gelen, komşunun Tokat tavuğunun sesleri ve işe giden traktör gürültüleri ile bir uyuyor bir uyanıyordu.

Zaman zaman çok karışık rüyalarla ya da karabasanla uykusunun bölündüğü olurdu ama bu seher vakti sonrası kendince muhafaza etmesi gerektiğine inandığı güzel bir rüya görmüştü. O rüyanın tesiriyle hoş bir uyanış yapmış, bir müddet daha gördüğü rüyayı tekrar tekrar zihninde canlandırarak yatakta oyalandıktan sonra kalkarak lavaboda ihtiyaçlarını bitirip, evin hayli geniş olan terasında kendisini örgülü bahçe koltuğuna bırakıvermişti.

“Kahvaltı hazır baba ya da dede!” diye çağrılmadan aradaki bu vakti, bahçeyi ve kuşları izlemekle değerlendirmeyi düşünüyordu. Bahçede çimler arasında gizlenmiş, geceyi oralarda geçirmiş, bizim göremediğimiz küçük canlıları toplamaya gelen kargadan serçeye, sığırcıktan ismini bilmediğimiz küçücük kuşlara kadar hepsi birer birer ya da eşli olarak konup kalkıyorlardı.

Saçaklardaki yuvalarından ayrılıp hemen terasın iki yanında ve önünde müthiş şarkılar söyleyen o küçücük kuşların bedenlerine nispeten, ne kadar da güçlü bir sesleri vardı. Acaba ne söylüyorlar, ne anlatıyorlardı?

Aklına o büyük insan, emrine bir çok nimetler verilmiş o güzel peygamber, Sultan Süleyman geliverdi. Nasıl da anlardı onların dilinden...

Babası Davut ile zikir için dağlara çıkan, o güzel sesi dinlerken kendinden geçip bayılan, ölen kuşları ve Balkız’ın sarayından haber getiren Hüthütü ve “Süleyman’ın ordusu geçecek, sizi ezmesin, girin yuvalarınıza!” diyen karınca beyinin seslenişini…

İşte tam o esnada, mutfağın terasa açılan kapısından; “kahvaltı hazır dede!” diye bir ses geliverdi. Bir güzel rüyadan uyanır gibi kalktı ve mutfağa girdi.

Torunlarla birlikte yaptığı kahvaltıya müteakip, kupaya doldurduğu keyif çayını alıp tekrar terasa çıkarak aynı yere oturmuştu. Şimdi sıra bahçedeki çeşmenin altında oyularak yapılmış mermer su kabına konup, sırası ile sularını içen küçüklü büyüklü kuşların seyrindeydi.

Hem tedbirli, hem de ürkektiler. İzlemenin en mükemmeli ise, her sabah aynı saatte gelip sularını içen,  içtikten sonra da bir iki dakikalığına çimlere karnının üzerine yatarak dinlenmeye geçen çifte kumruların seyriydi.

Ve bir de gece sabaha kadar bekçilik yaparak havlayıp yorulan köpeğin gelip tel örgülü bahçe kapısı önünde yattığı yerden gözlerini ayırmaksızın bakarak  bir yiyecek beklemesiydi.

Zira, biraz sonra kendisini gölgeli bir kuytu yere atarak ikindi vaktine kadar istirahata çekecekti.

Editör: Dilek Tuna Memişoğlu 

Günün Diğer Haberleri