KOLEKSİYONCU / JOHN FOWLES
"Benim için ne anlama geldiğinizi bilmiyorsunuz. Benim her şeyimsiniz. Siz de giderseniz hiçbir şeyim kalmayacak."
Frederick oldukça yalnız, insanlarla sosyal ilişkileri zayıf, duygularını ifade etmekte zorlanan, içe dönük genç bir adam.
En büyük zevki, kelebek koleksiyonu yapmak. İçten içe güzel ve kültürlü bir sanat öğrencisi olan Miranda'ya karşı hastalıklı bir hayranlık beslemektedir, bu genç adam.
Piyangodan büyük bir servet kazanan Frederick, çılgın bir karar verir. Miranda'yı kaçırır ve onu evinin bodrumuna kapatır. Amacı ona zarar vermek değil, zaman tanıyarak kendisini sevdirmektir. Onun için Miranda, kelebek koleksiyonundaki nadide bir parça gibi korunmayı hak eden özel bir nesnedir.
Hikâyemiz ilk yarıda Frederick'in hastalıklı bakış açısını, ikinci yarıda ise Miranda'nın bodrumdaki esaret altında tutulduğu günlerde tuttuğu günlüğü aracılığıyla onun direnişini ve ruh hâlini anlatıyor. İki zıt karakterin güç, yalnızlık ve insan psikolojisinin karanlık yönlerinin ele alındığı bu hikâyeyi güzel dostlarla okuduk. Miranda’nın kültüründen ve zekâsından hem etkilenen hem de ona karşı derin bir eziklik ve öfke duyan Frederick'in ruh hâli, baskı ve sahiplenme duygusunun bir insanın hayatını nasıl kabusa çevirebileceğini, sağlıklı bir iletişim kurulamadığında düşülen karanlık psikolojik çıkmazları gözler önüne seren; psikolojik, suç ve gerilim temalı bir hikâye. 1965 yapımı filmi de var hikâyemizin. Severek okudum ve elbette tavsiye ediyorum.
"Çirkin şeyler yapması mümkün değildi. Öylesine güzeldi."
"Biriktiriyor o. İçindeki korku verici ölü şey bu."
"Yaşamdaki tek amacı düzgün olabilmek, biz doğmadan önce doğru ve iyi olan her şeyi yerine getirebilmek."
"Yağmur gibi, rengi öldüren, dinmek bilmeyen kasvetli yağmurlar gibi."
"Bir zindanda yaşamayan hiç kimse, buradaki mutlak sessizliği anlayamaz. Ben yapmazsam çıt çıkmıyor. Kendimi ne kadarda ölüme yakın hissediyorum. Gömülmüş. Yaşamama yardımcı olacak dışarıdan gelen en ufak bir ses bile yok."
"Onu asla iyileştiremem. Çünkü hastalığı benim."
"Yalnız olmanın ne demek olduğunu bilmiyorsunuz."
"Beni umutsuzluktan öldürecek."
"Siyah ve siyah ve yine siyah."
"Aman Tanrım, aman Tanrım ölüme terk etme beni.
Tanrım ölüme terk etme beni.
Ölüme terk etme beni."
***
