BİR KİTAP: KEDİ ve ADAM / ZEYNEP KASAP
“Çoğaldı yine içim. Çoğaldı kimsesizliğim. Çoğaldı bekleyişlerim.”
Az sözcükle? Çok şey anlatır öyküler. Hayat telaşını biraz sessize alıp, kısa molalar vermek gibi gelir bana öykü okumak ve gerçekten severek okurum öykü kitaplarını. Tıpkı, sayın Zeynep Kasap‘ın kaleminden okuduğum, 12 öyküden oluşan bu kitapta olduğu gibi.
Hayatın içinden, ağırlığı kadın temalı her bir öykü, oldukça akıcı, duru bir dille kaleme alınmış. Ezilen, üzülen, duyulmayan, sessizliğe mahkum, unutulan kadınlar.
Geçmişe duyulan özlem, geç kalınmışlıklar, iç hesaplaşmalar, sevgisizlik, özentiler, yarım kalmış hayatlar. Başta da belirttiğim gibi, oldukça akıcı dille kaleme alınmış her bir öykü. Okuduktan sonra, düşünmeye sevk etti beni. Kendimi yerine koydum kahramanların, empati kurmaya, anlamaya çalıştım. Öyle akıcı, öyle duru, öyle etkili, öyle keskin bir dil kısacası. Çok sevdim gerçekten. Mutlaka tanışın bu özel kalemle.
- Duyulmayan
- Pencere
- Nuriye'nin Helvası
- Suyun Gözü
- Yatak
- Vapur
- Ev Kadını
- Dört, Beş, Altı, Yedi
- Merhamet
- Somya
- Kedi ve Adam
- Bu Upuzun Acıklı Bir Hikaye
başlıklı öykülerin her biri çok güzeldi ama ben en çok; “Duyulmayan”ı sevdim, hatta kalbimi bıraktım Filiz'in hüzünlü hayatına.
“Nasıl gülüp nasıl konuşmam gerektiğini, ne zaman gülüp ne zaman gülmemem gerektiğini bir türlü bilemeyip her seferinde tokat üstüne tokat yediğimden, zamanla tamamen sustum ben de zaten. Artık istesem de konuşamam. Konuşmayı, gülmeyi, yürümeyi, koşmayı unuttum.”
“Ev kadınıymışım ama ben çalışmıyormuşum. Ya ne yapıyorum bütün gün, tef çalıp oynuyor, odalarda halay mı çekiyor muşum?”
“Ben istemedim mi okula gitmeyi? Okula giden o iki kız çocuğuna özenip upuzun saçlarımı kesip kurdeleyi takıvermedim mi? Dövmedi mi saçlarımı görünce annem beni? ... Kırmadılar mı bütün hevesimi? Gülüşümü yarıda kesmediler mi?”
“Evin her yerinden çıkar bir kadın.
Nereye hangi odaya seslensen.
Hangi odada ne kaybolsa
Bulur çıkar kadın.
Bir kendini çıkaramaz
kaybolduğu yerden.”
“Her şey dökülüp eskiyor. Biz? Çoktan. Yeni moda, her sene değişim. Eşya değiştirmekle yenilenebilir mi insan?”
“Ben babamı hiç bilmedim ki. Baba nasıl olur öğrenmedim. Baba nasıl olunur bilmeden nasıl baba olunur? Demedim mi be Elif sana? Deneyelim demek kolay. Yaz sil tahtası mı bu?”
“Saçlarımı tarıyorum, hafif allık sürüyorum, sonra cama çıkıyorum. Saçlarımın rüzgârda uçuşmasını izliyorum. Onlar salınıp uçtukça özgür olduklarını, onlar özgür oldukça özgür olduğumu düşünüyorum.”
“Güzelim ama kıymetimi bilen yok. Güzellik karın doyurmuyor ki. Aç sefil dolaşıyoruz sokaklarda baksana. Anca boş boş laf.”
Miyav miyav miiyav!
