BENİ TANIMAK İSTER MİSİN
60 yaş kuşağıyım ben arkadaş!
Kalabalık bir aile içinde, yoklukla büyüdüm ben...
Ekmeğin arasına pekmezi sürdüğünde
şimdiki sandviç yanında hiç kalır.
Lastik ayakkabılarım yırtıldığında, anamın iğneyle diktiği lastik ayakkabılarla büyüdüm ben.
Sofraya oturduğumuzda ayrı ayrı tabaklarımız, bardaklarımız yoktu bizim; aynı tepsiden yer, aynı bardaktan su içer, verdiği nimetler için Allah'a dua ederdik biz.
60 yaş kuşağıyım ben arkadaş...
Üç bazen dört kardeş aynı yatakta yatar; yorganı çekiştirir, kimi zaman da sabahlara kadar şakalar yapardık birbirimize.
Biz dokuz kardeşiz; en büyüğümüzün elbisesini en küçük kardeşim büyüyene kadar giyer, yırtılanları anam yama yapardı.
Babam çarşıya gittiğinde aldığı şekerleri eşit olarak paylaştırır, artan olursa onları dişiyle kırar yine hepimize eşit dağıtırdı.
Adaleti babamdan öğrendim ben.
60 yaş kuşağıyım ben arkadaş...
Genellikle cuma akşamları anam, ocakta su kaynatır; yaş sıralamasına göre hepimizi sırayla leğende yıkar, biz de saçlarımızı sobanın başında kuruturduk.
Allah rahmet eylesin, okuma yazma bilmeyen anam ve babam benim en iyi iki öğretmenimdi. Şu an onları o kadar çok özlüyorum ki... Hayatımda unutamadığım en güzel anılarımdan biri; anamın toptancıya sattığı yumurta paralarından artan, şimdiki bir yumurta parası kadar miktarı, çocuklara verir, "bayram harçlığı yaparsınız" derdi. Biz, o paraları kibrit kutularında saklayıp bayramda harçlık yapardık. Babam her birimize bayram namazından sonra para verirdi. Biz onlarla bisküvi ve lokum alırdık.
Okul döneminde kışları, herkes elinde bir odun parçasıyla okula gider, o odunlarla sobayı yakıp ısınırdık. Öğretmenlerimiz bizim her şeyimizdi.
Kar-kış, soğuk hava demeden uzaktaki okullara yürüyerek gider, akşam eve dönerken poşetten yaptığımız çantaların üzerinde bir güzel kayar, arkası ıslanan pantalonumuz için de anamdan bir güzel süpürge sapı yerdik. Kıyamazdı bize güzel anam, acımasın diye yavaş vururdu.
Okul çantası mı? Hayatımda hiç okula giderken çantam olmadı. Kitaplarımızı çimento kağıtlarıyla kaplar, siyah önlük ve anamın diktiği beyaz kumaştan yakalık takardık. Çantadan hariç okulda hiç mont da giymedim. Ta ki üniversitede Erzurumlu bir amcanın verdiği eski monta kadar. Babam genelde silgiyle kurşun kalemleri ikiye böler, kaybettiğimizde diğer yarısını verirdi. Defter ve kitaplarımızın kenarları kıvrıldığında yatağın altına koyardık. Tıpkı pantalonlarımız ve kıyafetlerimizi ütülü görünsün diye yatak veya kilimin altına koyduğumuz gibi. Çünkü...
60 yaş kuşağıyım ben arkadaş...
Ortaokul, benim dönüm noktam.
Ben Sinopluyum; bizim ordan Ordu'ya fındık toplamaya giderler, ben de gittim.
Kazandığım parayla ilk defa kitap, elbise almış ve kayıt parasını yatırmıştım.
Okul çok uzaktı. Yağmur çamur demeden günde en az 3 saat yol yürürdük, tam bir macera. Ana ve babamızın her akşam yolumuzu gözlemesi ise ayrı bir şey.
Okula giderken para vermezdi babam.
Çünkü yoktu.
Bu bir itiraftır, ben de evden yumurta çalar onunla aldığım somun ekmeğin arasına helva koyar yerdim. Ben, bu yüzden ekmek arası helvayı hâlâ çok severim. Çünkü...
60 yaş kuşağıyım ben arkadaş...
Ögretmenlerimin ısrarı ile başladı lise yıllarım. O zamanlar genelde inşaatlarda çalışır, odun yarar, kömür taşırdım yani aileme yük olmadım. Lise yıllarında başladığım çalışma azmi hâlâ devam eder. Çünkü...
60 yaş kuşağıyım ben arkadaş.
Gençlik yıllarımda içim içime sığmaz biriydim.
Üniversite ve sonrasında yurtdışı eğitim derken öğretmenlikten bir çok devlet kurumunda memurluk, nihayetinde 15 yıllık emekliyim.
60 yaş kuşağıyım ben arkadaş...
60 yaş kuşağının tüm vasıflarını taşırım. Varlığı, yokluğunda bilirim.
En büyük hobim çok çalışmak, kazandığımı en iyi şekilde harcamak. Boş geçirdiğim her an benim için yaşanmamış andır. Çünkü...
60 yaş kuşağıyım ben arkadaş...
Yüreğimde sevgi besledim hep. Bunu vicdan, merhamet, adalet, paylaşımcı duygularla destekleyip olgunlaştırdım kendimi. Çocuklarım benim dünyam, geniş ailem, her şeyimdir.
Hayatımda olmazsa olmazım; bu ülkeyi bize emanet eden başta Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına asla lâf söyletmem. Atatürk'ün liderliğini rahmetli Ecevit'in dürüstlüğünü, ana ve babamın her hareketini kendime örnek aldım.
Bizim kitabımızda alın teri olmadan kazanmak yazmaz. Benim safım belli, ben emekciyim arkadaş. Çünkü...
60 yaş kuşağıyım arkadaş...
Şimdiki kuşağa naçizane tavsiyem:
Yediğiniz önünüzde, yemediğiniz arkanızda, özel arabalarla okullara gidenler. Bu imkânlara sahip olup ana babasını bakım evlerine gönderenler, onlara hor davrananlar.
Siz oturun düşünün bir daha düşünün, hiçbir şey bilmiyorsanız 60 yaş kuşağını örnek alın.
Tüm güzellikler sizinle olsun
Hayat bir su gibidir akıp gider
Önemli olan ne bıraktığınız
Saygılarımla,
