ATATÜRK'Ü ANLAMAK MI ANMAK MI
Atatürk, kadınlara "Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde yükselmeye layıksın!” dedi.
Öğretmenlere, “Öğretmenler! Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır." dedi.
Doktorlara, "Beni Türk hekimlerine emanet ediniz." dedi.
Köylülere, "Köylü milletin efendisidir." dedi.
Havacılık için "İstikbal göklerdedir." dedi.
Geleceğimizin teminatı olan gençlere, Gençliğe Hitabe’sinde çağını aşan fikirleriyle hedefler gösterdi.
Kıymetli cocuklarımıza dünyada hiç örneği olmayan özgürlük tanımlı bir çocuk bayramı hediye etti.
Eski bir vapurla Karadeniz'in azgın dalgaları arasından keskin ve kararlı bir duruş sergiledi.
Anadolu'nun her köşesine özgürlük umudu taşıdı.
Türklüğünü unutmuş veya unutturulmuş Türk milletine kocaman bir zafer ve yepyeni bir devlet hediye etti.
İnkılapları ve devrimci ruhuyla onca engeli aştı.
Dilimizi korumak için Türk Dil Kurumu’nu;
tarihimizi korumak için de Türk Tarih Kurumu’nu ve kurdu.
Onlarca fabrika kurdurdu.
O büyük bir Başkumandan olarak, "Yurtta barış, dünyada barış." dedi.
Kendisi ise 57 yaşında bütün ömrünü milletine adamış yorgun ve bitkin bir bedenle bu dünyadan ayrıldı.
Ben onu anlamayı, neyi, niçin yaptığını anlamayı en az onu anmak kadar önemli görüyorum. Ben Atatürk'ü sadece 10 Kasım'da anmıyorum, rahatça sokakta dolaştığımda, öğretmen kürsümde çocuklara ders anlatırken, seçme ve seçilme hakkımı kullanırken, özgürce yolculuk yaparken ve ay yıldızlı bayrağımızı gördüğüm her yerde onu anıyor ve onu anlıyorum.
Minnettarız...
Minnettarız...
Minnettarız...
***
