ARTHUR CHARLES CLARKE
(16.12.1917 – 19.03.2008)
Arthur C. Clarke, 1956 yılında Ceylon’a (bugünkü Sri Lanka) yerleştiğinde, aklında tek bir tutku vardı; denizin derinliklerini keşfetmek…
Dalış ekipmanlarını yanına almış, bu tropik adanın sularını kendi “ikinci evreni” olarak görmeye başlamıştı. Özellikle Trincomalee’nin doğu kıyısındaki Swami Rock’ın yakınlarında dalış yaparken hayatının en çarpıcı anlarından birini yaşadı.
O gün, güneş ışınlarının süzüldüğü sığ sularda, partneri Mike Wilson ile birlikte yüzüyordu. Swami Rock’ın dik yamaçlarının dibinde, yaklaşık iki yüz metre açıkta, deniz tabanı birden tuhaf bir manzaraya dönüştü. Her yerde devasa taş bloklar dağılmış halde duruyordu; yosunlar ve midyelerle kaplı olsalar da şekilleri fazla düzgün, fazla simetrikti.
Clarke önce bunun doğanın bir oyunu olabileceğini düşündü, deniz bazen kayaları inanılmaz biçimlere sokabiliyordu. Ama birkaç metre ilerleyince şüpheye yer kalmadı.
Bazı taşlar insan eliyle yontulmuştu. Köşeleri keskin, kenarları düzenliydi. Bir tanesinin üzerinde hâlâ silik oymalar seçiliyordu; binlerce yıl önceki bir tapınağın kalıntıları olduğu belliydi. Clarke ve Wilson, nefeslerini tutarak etrafta dolaştılar.
Burası, yerel efsanelere göre üç bin yıldır Hindu tapınağı olarak bilinen Koneswaram’ın orijinal kalıntılarıydı, denizin yuttuğu antik bir yapı.
Clarke’ın zihninde o an, uzaydan dünyaya bakan bir astronotun hissedebileceği türden bir hayret vardı: İnsanlığın geçmişi, tıpkı gelecekteki uzay uygarlıkları gibi katman katman gizlenmişti.
Yıllar sonra bu deneyimi anlatırken Clarke hep aynı şeyi vurguladı: “Denizin altında, yıldızların arasında olduğumuz kadar yabancı ve gizemli bir evren vardı.”
O taş bloklar arasında dolaşırken hissettiği şaşkınlık, onu bir kez daha inandırmıştı: Evrenin en büyük sırları, gökyüzünde olduğu kadar okyanusun karanlığında da saklıydı.
HAYATI
Arthur C. Clarke, 16 Aralık 1917’de İngiltere’nin Somerset bölgesindeki Minehead kasabasında doğdu. Çiftçi bir ailenin en büyük çocuğu, dört kardeşin ilkiydi; babası Charles Wright Clarke (I. Dünya Savaşı’nda gaz zehirlenmesi nedeniyle 1931’de öldü.), annesi Norah (Willis) Clarke idi.
Aile ekonomik zorluklar yaşadı bu yüzden üniversiteye hemen gidemedi. İlkokul ve lise eğitiminden sonra 1936’da Londra’ya taşındı ve Hazine Bakanlığı’nda memur/denetçi olarak çalışmaya başladı.
II. Dünya Savaşı sırasında (1941-1946) Kraliyet Hava Kuvvetleri’nde görev yaptı; radar eğitmeni ve teknisyeni olarak çalıştı, Ground ControlledApproach radar sisteminde yer aldı. Savaş sonrası, gazilik bursuyla King’s College London’a gitti ve 1946-1948 yıllarında fizik ile matematik alanında birinci sınıf onur derecesi aldı. Evlilik ve kişisel hayatı konusunda: 1953’te Florida’ya yaptığı bir gezi sırasında tanıştığı 22 yaşındaki Amerikalı Marilyn Mayfield ile evlendi. Evlilik çok kısa sürdü; birkaç ay sonra ayrıldılar ancak resmi boşanma 1964’te tamamlandı.
Clarke evliliği “Başından beri uyumsuzdu.” diye tanımladı. Çiftin çocuğu olmadı. Marilyn yeniden evlenmedi ve 1991’de vefat etti. Clarke da bir daha evlenmedi. Sri Lanka’ya 1956’da yerleştiğinde, yakın arkadaşı Leslie Ekanayake (1947-1977) ile “ömrümdeki tek mükemmel arkadaşım” dediği derin bir dostluk kurdu; bu ilişkiyi The Fountains of Paradise romanını ona ithaf ederek vurguladı.
Colombo’da Ekanayake’nin ailesiyle (kardeşi Hector, eşi ve kızları) birlikte yaşadı. Clarke, hayatının büyük kısmını Sri Lanka’da geçirdi; dalış, sualtı fotoğrafçılığı ve keşiflerle ilgilendi. 1979’dan itibaren Moratuwa Üniversitesi’nde şansölye (rektör) olarak görev yaptı. Uzun yıllar post-polio sendromuyla mücadele etti ve 19 Mart 2008’de Colombo’da 90 yaşında hayatını kaybetti.
ARDINDAN
Arthur C. Clarke’ın 19 Mart 2008’de Colombo’da (Sri Lanka) 90 yaşında vefatının ardından bilim, edebiyat ve uzay topluluklarından gelen tepkiler, onun vizyonerliğini, bilimkurguya kattığı gerçekçiliği ve geleceğe dair umut verici öngörülerini vurgulayan övgülerle doluydu.
Bilim ve Uzay Dünyasından: Sir Patrick Moore (ünlü astronom, Clarke’ın 1930’lardan beri arkadaşı): “O büyük bir vizyonerdi, parlak bir bilimkurgu yazarı ve muhteşem bir öngörücüydü. İletişim uydularını, ülke çapında bilgisayar ağlarını, gezegenlerarası yolculuğu öngördü; Ay’a 1970’te insan ineceğini söyledi: ben 1980 demiştim, o haklı çıktı.”
Alan Stern (NASA Bilim Görevleri Direktör Yardımcısı): “Arthur C. Clarke, bilim ve bilimkurgunun yetenekli bir yazarıydı; geleceğin eşsiz bir vizyoneriydi. 20. yüzyılın ortalarından sonuna kadar sayısız genci uzay uçuşunun toplumları, ekonomileri ve insanlığı nasıl dönüştüreceğine dair umut dolu vizyonuyla ilham verdi. Kişisel yolculuğu burada sona erse de vizyonu yazılarıyla yaşıyor; çok özlenecek.”
Buzz Aldrin (Apollo astronotu): “Sir Arthur’ın geleceğe dair olumlu vizyonu, nesiller boyu uzay keşfine heyecan kattı ve milyonlarca insanı bilim kariyerine yöneltti.”
George Whitesides (National Space Society Yöneticisi): “Clarke, 1945’te jeosenkron uyduları icat etti ve yörünge onun adıyla anılıyor. Bizi 20. yüzyıldan geçirip göklere yönlendirdiği için teşekkür ederim.”
NASA ve diğer uzay kurumları da Clarke’ın gençleri motive eden “umut dolu uzay vizyonu”nu vurguladı; bazıları onun ölümünden saatler önce Dünya’ya ulaşan uzak bir gamma ışını patlamasını (GRB 080319B) “Clarke Event” olarak anmayı önerdi, evrenin sırlarını açığa çıkaran bir adam için sembolik bir veda.
Edebiyat ve Bilimkurgu Dünyasından
Terry Pratchett (ünlü yazar): “Clarke büyük bir adamdı; bilimkurguya biraz bilim kattı. Bilimkurgunun babalarından biriydi, ulusal bir hazine gibiydi, Patrick Moore gibi.”
Charles Stross (yazar): “Bilimkurgunun devlerinden biriydi; bizden sonrakilerin hepsini gölgede bırakan, görmezden gelinemeyecek bir figür.”
David Brin (bilimkurgu yazarı): “Clarke, yüzyılın ve medeniyetin şekillendirdiği bir hayat yaşadı; Childhood’s End ve 2001 gibi eserlerle bizi uyardı, belki de yeterince akıllı olup hayatta kalamayacağımız konusunda endişelendi.”
Sri Lanka Cumhurbaşkanı Mahinda Rajapaksa da Clarke’ı “kutlu bir yazar, uzay keşfi peygamberi, uydu iletişiminin habercisi, büyük hümanist ve hayvan sever” olarak anarak ülkesine katkılarını övdü.
Bu tepkiler, Clarke’ın hem bilimsel öngörülerinin hem de edebiyattaki mirasının (özellikle 2001: Bir Uzay Destanı, Çocukluğun Sonu ve Rama’yla Buluşma) ne kadar kalıcı olduğunu gösteriyor. Cenazesi Colombo’da binlerce kişinin katılımıyla seküler bir törenle yapıldı; mirası bugün hâlâ uzay çağının peygamberi olarak anılıyor.
Romanlar (Standalone ve Seriler)
Against the Fall of Night (1948) → (Türkçe: Geceye Karşı – daha sonra genişletilerek Şehir ve Yıldızlar oldu), Prelude toSpace (1951) → Uzay’a Doğru, The Sands of Mars (1951) → Mars’taki Kumlar / Mars Kumları, Islands in the Sky (1952) → Gökyüzündeki Adalar, Childhood’s End (1953) → Çocukluğun Sonu, Earthlight (1955) → Dünya Işığı, The City and the Stars (1956) → Şehir ve Yıldızlar, The Deep Range(1957) → Derin Menzil, A Fall of Moondust (1961) → Ay Tozu Yağmuru, Dolphin Island (1963) → Yunus Adası, GlidePath (1963) → (Otobiyografik unsurlu, Türkçe çevirisi sınırlı), 2001: A Space Odyssey (1968) → 2001: Bir Uzay Destanı / 2001: Bir Uzay Macerası, Rendezvous with Rama (1973) → Rama’yla Buluşma / Rama ile Randevu, Imperial Earth (1975) → İmparatorluk Dünyası, The Fountains of Paradise (1979) → Cennetin Çeşmeleri, 2010: Odyssey Two (1982) → 2010: İkinci Uzay Destanı / 2010: Uzay Efsanesi 2, The Songs of Distant Earth (1986) → Uzak Dünyanın Şarkıları, 2061: Odyssey Three (1987) → 2061: Üçüncü Uzay Destanı / 2061: Uzay Efsanesi 3, Cradle (1988, Gentry Lee ile) → Beşik, Rama II (1989, Gentry Lee ile) → Rama II / Rama 2, TheGhost from the Grand Banks (1990) → Grand Banks’tenGelen Hayalet, The Garden of Rama (1991, Gentry Lee ile) → Rama Bahçesi, The Hammer of God (1993) → Tanrı’nın Çekici, Rama Revealed (1993, Gentry Lee ile) → Rama Açığa Çıkıyor, 3001: The Final Odyssey (1997) → 3001: Son Efsane / 3001: Son Uzay Destanı, The Trigger (1999, Michael Kube-McDowell ile) → Tetikleyici, The Light of Other Days (2000, Stephen Baxter ile) → Diğer Günlerin Işığı, Time’s Eye(2003, Stephen Baxter ile) → Zamanın Gözü, Sunstorm(2005, Stephen Baxter ile) → Güneş Fırtınası, Firstborn(2007, Stephen Baxter ile) → İlk Doğan, The Last Theorem(2008, Frederik Pohl ile) → Son Teorem
Önemli Kısa Hikâye Derlemeleri
Expedition to Earth (1953) → (Çeşitli öyküler, tam derleme çevirisi sınırlı), Reach for Tomorrow (1956) → Yarına Ulaş, Tales from the White Hart (1957) → Beyaz Geyik Masalları, The Other Side of the Sky (1958) → Gökyüzünün Öteki Yüzü, Tales of Ten Worlds (1962) → On Dünya Masalları, The Nine Billion Names of God (1967) → Tanrı’nın Dokuz Milyar Adı, The Wind from the Sun (1972) → Güneşten Gelen Rüzgâr, The Collected Stories of Arthur C. Clarke (2000) → Arthur C. Clarke’ın Toplu Öyküleri (kapsamlı derleme, pek çok öykü bireysel olarak çevrildi)
En ikonik ve Türkçe’de en çok okunanları genellikle Çocukluğun Sonu, 2001: Bir Uzay Destanı, Rama’yla Buluşma, Cennetin Çeşmeleri ve 2010: İkinci Uzay Destanı olarak öne çıkar. Clarke’ün eserlerinin çoğu İthaki Yayınları tarafından güncel baskılarda bulunabiliyor.
KAYNAKÇA
• https://www.space.com/5140-arthur-clarke-luminaries-pay-tribute.html
• http://news.bbc.co.uk/2/hi/uk_news/7304004.stm
• http://news.bbc.co.uk/2/hi/uk_news/7304329.stm
•https://www.theguardian.com/books/2008/mar/19/sciencefictionfantasyandhorror.srilanka
• https://davidbrin.blogspot.com/2008/03/tribute-to-arthur-clarke.html
• http://news.bbc.co.uk/2/hi/uk_news/7304004.stm
• https://ui.adsabs.harvard.edu/abs/2008A&G….49d..36M/abstract
***
