ANEMON ve ÇULHA
Yorgun çulha kuşu… Eklenti durduğunu gördü hayata, seni gördükten sonra. Çok bozdu bir defa… Gülüşleri bile bozdu, saçı sakalı hakeza… Ela gözlerindeki bakışları bile boz sayılırdı. Hayatın maskelenmiş güzelliğini gördü seni gördükten sonra… Canlı; capcanlı.
Oysa anemon öyle miydi? Bir defa çok yakışıyordu hayata… Dilim sürçtü canım! Hayat çok yakışıyordu O’na. En çok O’na. Her şey bozuluyorken çevrede, bir tek anemon taze kalıyordu bir kere…Sevilmeyi haklı gösteren endamı vardı üstelik. Ressamlara ibretlik rengarenkti ki en önemlisi bu… Sanki Yusufçuklar başına sterliçya takmıştı da kırmızı glayörler aşka gelmişti. Öyle ki Yusufçuklar saçına misk ü anber sürmüştü de gül utanmış, sümbül utanmıştı.
Çulha kuşu yorgun… Çulha kuşu suskun hayli zamandır. Biliyordu ki aşk ölümden evladır; aşk giderse ölüm kalır. Tüm cesaretini toplayıp çıtlatıverdi bunu anemonun kulağına. Anemon dudaklarını çağıldattı. İki yıldız çıktı bal sürülü dudakların arasından, gitti gitti ve yapıştı biri sağ, diğeri öteki gözüne.
Uzatmışçasına hatıra defterini bir peri, doldurmuşçasına aşkla, şevkle, arzuyla o defteri, öylesine işte öylesine mutluydular. Lilyum yaprakları serpttiler önce başlarından, henüz ikindiye varmadan. Öyle mest edici bir rüzgar çıkmıştı ki esiyordu inceden inceden iliklerine çulhanın dokunmadan, "Öyle sar ki beni ya da durma, iliklerimi kurutmadan…" dedi, çulha nefes nefese. Çulha nefes diye anemonu çekerken; anemon nefes veriyordu doğanın cümle öğesine. Çulha dağ kuşu; biraz içli az çok matemkar. Anemon kraliçe çiçeği; alımlı işvekar. Çulha çalı kuşu; mahcup, dili lâl. Anemon sarayın kameri; zarif ve ışıl ışıl...
Kader öyle bir kader ki buluşturdu ikisini nilüfer kokan bir kayada; kaya eridi. Aldı anemonu kanatlarına uçtu daha âlâ, daha sert bir doruğa; doruk eridi. Anemon işte böyle bir anemondu; değdiği yeri eritirdi.
Çulha düşünceliydi; kanadı narindi; taşıyamazdı gökyüzünün yükünü. Anemon narindi; ilgi beklerdi çünkü hakkederdi. Anemon incinemezdi.
Çulha dedi, "Uçalım bulutlara… Uçurayım seni çulha bulutlara... Orada konaklayalım bundan sonra… Uçmak kanatla olmuyor sadece Çulha!"
Ve "Çulha" kavradı yaşamanın aşk; aşkın kahramanlık olduğunu.
