AH BE KADIN
Yalnız kanayan yüreğine şarkılar çarpan kadın,
İşte böyle bir şairin dizelerinde işlenir adın.
Sen hep böyle güzel dur;
Duruşu güzel kadın...
Ah be kadın!
Seni bu hayatın masallarına kurban etmişler.
Yüreğindeki uğultular, kökünden sökülen bir çınar gibi.
Adını yalnızlık mı koydular?
Kaç bıçak saplandı anılarına,
Kaç gece yaralandın sessizliğin koynunda?
Ah be kadın!
Ah duruşu güzel kadın!..
Bir çiçeğin üstüne düşen dolu gibi vurmuşlar sana.
Bir ekmeğin, bir demli çayın hesabını sormuşlar sana.
Hiç mi görmediler gözlerinde saklı baharı?
Hiç mi saymadılar o güzel bakışlarını?
Sen ne yangınlardan geçtin böyle kadın.
Ne fırtınalara göğüs germedin.
Seni mi buldu kara yazısı bu kaderin?
Ah be kadın!
Bu yüzden mi gözlerin hâlâ böyle derin?
Gülen yüzünü soldurmuşlar, seni kırk parçaya bölmüşler, göğsünü katranla doldurmuşlar.
Ey ızdırabın çiçeği, sen çok mu çektin kaderden?
Bu yüzden mi hep kendini dinliyorsun, deli bir şairden?
Ah yüreği temiz, gözleri gülmeyen kadın!
Her gecesi amansız bir kor, sabahı gelmeyen kadın!
Nemrut'un ateşi gibi yanmış yüreğin,
Baharda açmayan çiçekler gibi unutulmuşsun;
Hatır bahçelerinin mevsimlerin de saklanmış, kurutulmuşsun.
Ah be kadın!
Sen hep yalanlarla avutulmuşsun.
Kırmızı şarap gibi sehpanın üstünde unutulmuşsun.
İçmesini bilmemişler seni.
Can dediğin canlar mı çaldı umutlarını?
İnsan sabır, sabır der; sıkar yumruklarını.
Uçlarına basıp kırmışlar kanatlarını.
Unutmak ister insan, sevgi ister gözündeki dumanla.
Kabuk tutar yaralar günden güne zamanla.
Hep sen mi çektin hayatı omzunda gam yüküyle?
Bir türkü, bir ezgi anlatır bin kederi; bin öyküyle.
Belki teselli arar insan, yanık bir türküyle.
Ah be kadın!
Böylesi mutluluklar hep masallarda olurdu.
Eğer mutluluk gelecek olsaydı, ıstırap vadilerinden çıkar gelir, seni bulurdu.
Ah be kadın!
Dinle,
Ey mutluluk!..
Ellerimle koyacağım seni kabre, dişlerini sökerek.
"Beni neden unuttun?" diyeceğim, içten içe gülerek.
Bir iki yaş düşecek, belli etmeden sileceğim.
Beddua değil, içimi döke döke bir iki laf edeceğim.
Ey beni unutan mutluluk!
Toprağını ısırganlarla gürleştireceğim.
Adın bilinmesin ama bir mezar taşı yerleştireceğim.
Artık ömrümün sefası sende kalsın,
Bırak bundan sonra da cefası bende kalsın.
İçim yanıyor, içim ama belli etmiyorum.
Yaşarken öldürdünüz; hakkımı helal etmiyorum!..
Yine efkârımı, hüznümü sol yanıma bağladım,
Ben bu şiiri hem okudum hem ağladım!..
***
Editör: Suna Türkmen Güngör
