19 MAYIS
Bir milletin alnına vurulmuş,
Paslı zincirdi gece.
Ufuklar susturulmuş,
Limanlar matem giymişti.
Göğsünde, yüzyıllık
Yaralar taşıyan Anadolu,
Bir yetim çocuk gibi
Bakıyordu Karadeniz’e…
Derken, Samsun kıyılarından,
Bir ayak sesi duyuldu.
Toprak irkildi, rüzgâr yön değiştirdi.
Ve tarih küllerinden doğrulan;
Bir kartal gibi kanatlarını açtı yeniden.
Bir gemi değildi yalnızca ufka yanaşan,
Bir milletin yeniden dirilişiydi o.
Esarete baş kaldıran duaların,
Namluya karşı iman kuşanan yiğitlerin,
Sessiz fakat sarsılmaz yeminleriydi.
19 Mayıs:
Takvimde sıradan bir gün değildir.
O gün, boynundaki zinciri kırıp;
Kendi kaderine yürüyen milletin adıdır.
Dağlarda, çoban ateşi gibi çoğaldı umut,
Köylerde, analar gözyaşını içine akıttı.
Cepheye giden her delikanlı,
Bir bayrak gibi dalgalandırdı ömrünü.
Çünkü bu topraklarda
Hürriyet kolay yazılmadı.
Her harfi şehit kanıyla işlendi,
Ay yıldızlı destanların.
Ey gençlik!
Sana bırakılan miras,
Yalnızca bir vatan değildir;
Bir iman, bir vakar, bir ülkü
Bir diriliş emanetidir.
Unutma…
Bir millet ancak
Türk gençlerinin yüreği kadar ayaktadır.
Ve bir Türk genci vatanını seviyorsa
Dünyanın bütün karanlığına, meydan okuyabilir.
Bugün yine aynı rüzgâr eser
Samsun kıyılarında.
Aynı deniz, aynı gökyüzü.
Fakat asıl mesele şudur:
O gün yakılan istiklâl ateşi
Hâlâ bizim yüreğimizde yanıyor mu?
Eğer yanıyorsa;
Hiçbir zincir vuramaz
Bu asil millete, diz çöktürmeyi başaramaz.
Çünkü 19 Mayıs,
Bir başlangıçtan öte,
Bir milletin yeniden
“Ben buradayım!” diye
Ayağa kalkışıdır…
***
