Advert
https://www.truvaedebiyatdergisi.com/files/uploads/user/2195d1bcffa0604371aad817c13f7a66-c25f7d48def0ffbad62d.jpeg
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Advert

Neden Affetmeli ve Bağışlamalıyız

21-06-2025 14:40 817 kez okundu.

Affetmek, Özgürlüktür…

Bir insanı bağışlamak büyük bir özgürlüktür. İçinde kin biriktiren insan, sırtında bir çuval yük taşıyan kimseye benzer ki; bu insanın özgürlüğü, taşıdığı yükün etkisiyle kısıtlanmıştır. 

Bunun gibi, kötülük gördüğü insana karşı kızgınlığı hep aynı dozda olan kimsenin de, ruhsal manada hareket serbestisi bozulmuştur. Fakat yükünü atan, yani içindeki intikam duygusunu yenebilen kişi hürriyetine kavuşmuştur. Bu hürriyet, kişinin strese bağlı olarak gelişen birçok hastalığı atmasına ve kendisiyle daha barışık, daha mutlu yaşamasına imkân tanır. 

Affetmek aslında bir yönüyle de karşı tarafa senin dostunum, senin için bir hakkımdan ve iddiamdan vaz geçiyorum demektir. Bu yaklaşım karşı tarafta dostluk duygularını uyandıracağı gibi düşmanlığı azaltır, böylece aile ve sosyal barışa da katkı sağlar.

Bağışlamanın Biyolojik Boyutu…

Affetme ve öç alma gibi insan tabiatının önemli boyutlarını oluşturan bu iki duygu, herkesin psikolojik doğasında mevcuttur. Bu konuyla ilgili klinik alanda yapılmış binin üzerinde araştırma vardır. İncelemelerin sonucunda, negatif duyguların kişinin psikolojisine ve fiziksel sağlığına zarar verdiği ortaya çıkmıştır. 

Bu kötücül duygular, insanda baskı oluşturmakta ve bu da zamanla tansiyonun yükselmesine, kalpte ritim bozukluklarına, hormonal değişikliklere, unutkanlık gibi farklı hastalıklara sebep olmaktadır. Öfke ve kinin devamlı olması, kortizol hormonunun uzun zaman salgılanmasıa sebep olur ki; insanın stres seviyesinin yükselmesine neden olan bu durum, bağışıklık sisteminin bozulduğuna işaret eder.

Bağışıklık sistemindeki tahribat, insanın hastalıklara karşı direncini azaltır. Kişi affedemediği zaman, tıpta slogan şeklinde söylenen, ‘stres, immun supresyon (baskılama) yapar’ kuralının gerçekliğine tanıklık ederiz. Bu bilimsel doğru, bizim bağışlayıcılığımızın bağışıklık sistemimizi sevindirdiğini gösterir. 

Newsweek Dergisi’nin, 2004 senesi Eylül sayısında yer verdiği bir çalışmada; alerjinin duygular ve psikolojik tepkilerle ilgili boyutu ele alınmış ve onun reaksiyonların bedene yansıması olduğu ortaya çıkmıştır. Yine bu çalışmada, alerji tedavisin kişinin ruh halinin de önem kazandığı tespit edilmiştir.

Yapılan deneylerde, çay yaprağının ciltte kızarıklığa ve kaşıntıya sebep olduğu denekler kullanılmış; deneklerin gözleri kapatılarak sağ kollarına çay yaprağı, sol kollarına ise başka bir bitkiyle dokunulacağı söylenmiştir. Gözü kapalı olan deneklerin sağ kollarına yaprak konulmamasına rağmen reaksiyon meydana geldiği, sol kollarında ise herhangi bir tepki olmadığı belirlenmiştir. Deney sonucunda doktorlar, deneklerin söylenen kolun tersine, sol kollarına çay yaprağının dokunduğunu açıklamışlardır. Bu durum, telkinle alerjinin farkını göstermektedir. 

Hipnotik transa girmiş bir kişiye ‘koluna kızgın demir dokunduracağım’ diyen uzman, hastanın koluna parmağını dokundurmasına rağmen kolun o bölgesinin su topladığı görülmüştür. Bu deneyler, vücudumuzu beynimizin yönettiğinin en büyük işaretidir. Her organ, her duygu beynimizde temsil edilmektedir. 

İşte bu kötücül duygulardan hem psikolojimize hem de biyolojimize zarar vermemek üzere kurtulmamız gerekiyor. 

2021 yılı, bu duygularımızdan arındığımız, aile ve sosyal barışa katkı sunduğumuz bir yıl olması temennileriyle…

***

TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE  KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...

Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz.

Neler Söylendi?

DİĞER YAZILARI Ben Toksik miyim? Aile Büyük Bir Birey Birey Küçük Bir Ailedir Neden Aile Manifestosu Hayatın Matematiğini Öğrenmek Sevgi Yönetimi  Mantıksal ve Ahlaki Akıl Yürütme Kendini Tanımanın Yolu Duygusal Analiz Duygusal Zeka Duygusal Analiz  Anne ve Babaya 20 Maddelik Sihirli Formül Stresi yönetmek beyin kimyasını yönetmektir… Gelecek İçin Toplumsal Bellek Önemli Mesajların Yanlış Algılanması  Teknoloji dopaminizmdir! Kelebeğin Kanadındaki Adalet Varoluş Piramidinin Matematiksel Modellemesi  Evin Davetsiz Misafiri / Vesvese Kime DÜRÜST diyoruz? Ramazan Zor Durumlardan Geçebilmek İçin Bir Köprüdür Yunus Emre Merak, Hayret ve Risk Almak Beyni Genç Tutuyor! Kendisi Acı Ama Meyvesi Tatlı: Sabır İnsanı Bitiren, Eriten ve Yok Eden Duygu… Hayat Başarısında Zekâların İşbirliği Ruhsal Sağlığın Teminatı Güven! Cinsel Kimlik Sosyal Öğrenmeyle Oluşuyor... Tahsilde Hırs Gösterin, Mahsulde Kanaat Edin! 21. YY Beceresi Ailede İşbirliği Evlilikte ‘Orta Nokta’ Neden Önemli? Mutluluk Yatırım İster… Evliliğin Büyük Düşmanı Sevginin Dillerini Biliyor muyuz? İnsanı Bitiren, Eriten ve Yok Eden Duygu… Yalan Kıvılcımına Dikkat! Mutluluğun bir reçetesi var; Anlam, Amaç ve Arkadaş Sevgimizi Doğru Yönetiyor Muyuz? Evliliğin devamı için evlilik olgunluğu şart! Duygularımızı yönetmek mümkün müdür? Takıntılarınız Hayatınızı Karartmasın! Hayatı Anlamlı Kılan Amaçlarımızdır