ÇOCUK ve DÖNER
Yedi veya sekiz yaşlarında çocuğun elinden tutarak, "Gelir misin benimle?" diye sordum.
Çocuk ansızın bu teklifim karşısında şaşkınlıkla yüzüme baktı..
Mahallenin minik çocuğuydu. Arada bir karşılaşıyorduk.. O an şaşkınlıktan adeta şoka girmişti.
Kelimeleri ağzında zor çıkıyordu.. Ağlamaklı bir sesle duygulanarak konuşmaya çalıştı..
Ama cevap vermedi.. Sadece elini uzatıp başıyla "olur' işareti yaptı..
Ve..
Biraz yürüdükten sonra konuşmaya başladı:
- Abla!
O an nasıl dua ettim biliyor musun? Allah'ım büyüyünce çok param olsun. İstediğim kadar döner alayım.. Ayrıca arkadaşlarımı da hiç unutmayacağım.. Onlara da alacağım..
Hatta yanımda dönerini iştahla yiyip; bana ikram etmeyen arkadaşıma bile alacağım..
Çok şaşkınım abla!.. Biliyor musun?
- Neden? dedim!
- Arkadaşım yerken canım çok istedi..
O na dedim ki; 'bana dönerin ucundan azıcık verir misin?'...
Biliyor musun abla, tam dört kere istedim..
Benim dönerim olsa verirdim.. Ama o kadar istememe rağmen bana ucundan bile azıcık vermedi.. Yanımda oturup yemeye devam ederken, işte o an sen geldin yanıma.. Ben buna çok şaşırdım abla….
Dedim ki;
- Arkadaşın çok yanlış etmiş.. Göz hakkı diye bir şey var.. Vermeyecekse gizli yemesi gerekiyordu.
Eğer açıkta yiyorsa sana verecekti. Çocuk işte!
Hatta diğer arkadaşlarınla bile paylaşmalıydı..
Ama her böyle minik hatalarda ilahi adalet belki de bir şeyle onu uyarabilir.
Örneğin, diyelim ki; matematikten 10 alacaktı ama şimdi istediği notu alamayacak ..
Kim bilir, bak seni üzmüş işte.. Bilemeyiz. Bu yüzden üzülme.. Sen kendin iyi insan olmaya bak!.. Şimdi gel, döneri ben sana alayım..
Çocuğun elinden tutunca gözleri aniden ışıldadı.
O ışığı anlatamam.
Belki karanlık geceyi aydınlatan bir fener kadar sevinç doluydu bakışları.
Sadece gözleri mi?
Gökkuşağının tüm renkleri yıldızlar gibi parladı dudaklarında... Gülümsedi!
Dönercinin bulunduğu yeri bilmiyordum. Elimden sıkıca tutarak beni dönerciye getirdi.
Çocukların alacak paraları olmasa bile bizden daha iyi bilirler dönercileri..
Dönerciye gittiğimizde oldukça sıra vardı.
Çocuğa; "Sen sırada bekle. benim işim var, gitmem gerekiyor." dedim.
Çocuk; "Olsun abla, ben beklerim." deyince
parasını ödeyip oradan ayrıldım.
Oradan uzaklaşırken, cemakanın ardında ya da parkın bir yerinde dönerini iştahla yiyen birini seyreden çocuklar geldi aklıma..
Dönerini şapur şupur yutan insana imrenerek bakan kedileri de hatırlamadan edemedim. Ama bu kez durum tamamen farklı idi..
Aynı yaşlarda İki çocuk kaldırımın üzerinde oturuyordu..
O esnada arkadaşı dönerini yerken diğer minik çocuk öylesine dokunaklı ve imrenen gözlerle bakıyordu ki, nerdeyse 300 metre öteden onları farkettim.
Belki Allah çocuğun iç sesini duydu; kim bilir, beni karşısına çıkardı.
Tesadüfler bazen birilerinin duasına vesile edebiliyor insanı...
'Belki benim dualarımda gerçekleşir.' desem de; bir çocuğu mutlu etmek bile en güzel dua!



















