BİR ŞAİR - BİR KİTAP: VUSLAT / MERYEM AKIN
“Hayatta her şey başka bir şeye vesile olurmuş...”
”Dizelerin şiire, şiirin kitaba dönüştüğü bir yolculuk…”

Şair Meryem Akın’la “Vuslat” (kavuşmak-erişmek) isimli şiir kitabıyla sanatın yolculuğunda, şiirin duygudaşlığında buluşmak…
Yaşamı kendi haline bırakırsanız, zamanın sarkacında acı ve hüzünle depreşir durur insan…
Meryem Akın; “Düğüm düğüm sustuklarımın damla damla satırlara akmasıydı şiirlerim” diyerek zamanın, insanın, ölümün verdiği her türlü kederi evcilleştirmeyi başararak, kederinden damıttığı hazzı okurları ile paylaşmış ve “aklamış zihninin buğusunda, anıların acı uğultusunu”…
Anılar da yorarmış insanı acısı tatlısı ile... İçinde kavuşma-erişme (Vuslat) hayali olan her göç; bilincimizde, bilinçaltımızda derin sızı bırakır. İşte bu sızının çaresizliğinde sözü yontarak, büyüleyerek diyor ki şair: ”Ve vuslata saklarım anıların acı uğultusunu.”
Bilinen kalıpların güvenli ortamında yaşam konforumuz travmatik bir olayla sarsıldığında, duyguların sürgünlüğü başlar. Sürgün kendi sınırını, kabuğunu derin acıyla aşar ve kırar. Bu kırılma, yeni bir ‘ben’ inşa etmek demektir, aynı zamanda…
Sürgünün yarattığı yeni ‘ben’ adeta küllerinden, enkazından yeniden doğar. Yeni bağlar ve yolculuklarla önceki güvenli referans noktaları sorgulanmaya başlanır. Şair Akın, bu kitabında kâh sorgulayarak, kâh mistisizmin durgun, güvenli sularına yelken açıyor dizeleri ile…
”Gecenin mahreminde açarsın
yüreğinin çeyiz sandığını…
kimselere göstermeden.“ diyen şair, yüreğinin çeyiz sandığını açmış ve okurları ile paylaşmış.
Kitabı edinip, duygu denizinde kulaç atmaya başlayınca, Hilmi Yavuz’un “Hüzün ki, en çok yakışandır bize/ belki de en çok anladığımız” dizeleri eşlik etti kitap boyunca…
Sizler anıların acı uğultusunu nerede, nasıl, ne zamana kadar saklarsınız bilmem…
“Hüznün panzehirinin sevmek ve paylaşmak olduğuna inanarak yaşamın örselediği her duyguyla baş edebilir insan” diye düşünüyorum..

Şiir; tanıklıktır kendine, dönemine, duygularına ve acısıyla yüzleşip iyileşmektir. Şair kendi yaşamından başlayarak anılarının kazısını yapmış. İşte bu kazının ürünü olan “Vuslat” okurunu bekliyor. Kederi kader olan görmeyip içsel yolculuğa çıkan şair, sözcükleri basamak yapıp yaşam yolculuğunda özgürleşen, olgunlaşan bir evreyi yakalamış. Öyle ki, sadece dizelerinde değil, yüzünde ve ruhunda hüznün yarattığı bir tebessüm güzelliği görüyoruz.
Şairler aşk, ölüm, sevda, adalet, vb. kavramlara ayna tutar ve çoğumuzun göremediği perspektifi gösterir. Yola yolculuğa davet eder ki, bu yol varışı belli olmayan isyandır, huzurdur, duadır, umuttur, tınıdır, büyülü bir ezgidir.
Vuslat yaşananların yürekte yangın olup dökülmesidir dizelere söze...
”Yazılır yarınlara,
Yazılır sonsuzluğa
Vakitlerin en güzelini koynunda saklar zaman
Kimbilir kiminle nerede ve ne zaman?” diyen şair, umudun tohumunu saklıyor yüreğinde...
İnsanları ayrıştıran, kutuplaştıran söylemlerin revaçta olduğu günümüzde şair Akın;
“dil, din, ırk tanımadan
sadece yürekte,
yürekten yüreğe yapılan en kutsal yolculuktur aşk” derken buluşmanın, barışmanın adresini de gösteriyor bize..
Şiirseverlere Vuslat’ın Emre Yayınları’ndan çıktığını söylerken;
“annem yaşanmamış bir çocukluk borçlu bana…
Sonra sevdiğimden bir ömür alacaklıyım
***
Her yeri yaralı,
Yamalı, yarım, alacaklı bir ömür…“
derken, Anadolu coğrafyasında insanı ayıp, yasak, günah kıskacından kurtarmanın bir yolununda şiirden geçtiğine bir kez daha inandım.
138 sayfalık kitapta şairin yüreğinden kopan fırtınalara tanıklık ediyorsunuz. Sözün büyüsü ile dindirilen bu fırtına sonrası ‘güneşli güzel günlere olan inancınız ’ hiç eksilmesin.
Şiirsiz ve aşksız kalmayın…
Editör: Deniz İmre



















