ÜÇ TURNA
Sazlıklardan üç turna havalanır,
O ne güzellik ya Rabb'im,
Ah o ne güzellik!
Üç ala başlı turna,
Geride sularda dalgalar bırakır,
Kanatları gökyüzünü döver.
Kıyıda bir söğüt ağacı,
Kökleri dalsa da derine,
Yaprakları değer suyun üstüne,
Suyun üstüne yaprakları değer.
Dibinde bir sandalye,
Rengi kırmızı,
Oturmuş bir yaşlı adam,
Bakar sazlığın güzelliğine,
Dalmış gençlik günlerine.
Daracık sokaklardan gitmiştı sevdiğine,
Taş döşeliydi yollar,
En fazla iki katlı taştandı evler,
Evlerde sokağa yüz dönmüş pencereler,
Evlerin avlusu zeytin ağaçlı,
Sevinirdi pencerede görünce onu,
İçi pır da pır,
Yüreği kıpır kıpır!
Ne güzeldi o zamanlar,
Bir el etmesi yeterdi,
Severdi, sevilirdi.
Dibinde bir sandalye söğüdün,
Rengi kırmızı,
Oturmuş bir yaşlı adam.
İlk gençliğinde çok sevdi tahanlı pideyi,
Bir de ela gözlüyü.
Ela gözlüsü şimdi yatar durur, kara servi dibinde.
Dalmış gençlık günlerine,
İrkilir gürültüye,
Sazlıklardan üç turna havalanır,
Üç turna havalanır sazlıklardan,
Yaşlı adamın gözlerinden dökülür damlalar.
Ağlar, ağlar, ağlar!..
***
TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...
Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz
















































