ŞİİR
Giriş Tarihi : 21-05-2023 21:57   Güncelleme : 21-05-2023 22:09

Teskinsiz Şathiye / Yusuf Gökbakan

Yusuf Gökbakan -TESKİNSİZ ŞATHİYE

Teskinsiz Şathiye / Yusuf Gökbakan

TESKİNSİZ ŞATHİYE

İki Rumen karınca 
mutluca palinka içiyordu,
İyi diyemezdim kafalarına,
Dümdüzdü çünkü. 
Benimkine koşut bir muttan(!) içiyorlardı besbelli
Birkaç dilim kamer,
Biraz bozuk gramer,
Bir de ateşti mezeleri.
Yapraklarını sayıyordu kış bahara nispet;
Haksız da sayılmazdı.
Nispet etmeliydi nihayetinde birileri.
Dil kayalar taşıyordu dev gibi,
Dağ döküyordu gönle.  
Mizacı gereği.
Yıllarca kazma vurdu bir midye,
-tamamıyla meraktan-
Kömür madenine kaçıp geceleri.
Bilmiyordu maden, kömür madeni olduğunu;
Sanıyordu ki siyah giyer iyiler...
Bana içiriyorlardı sonra nedense,
Maden suyunu siyahî.
Beyaz renk değildi oysaki; huydu,
Huy huy değildi üstelik; uyumdu. 
Kimsenin değil umuru..

Telgraf telleri dik bu çağda 
İki kalp arasına,
Atsın kalp iki tıktıkla. 
Geç şu ağaçkakanla kenevir tırtıkla. 
İki muhabbet et şu tırtılla ayaküstü,
Eve dönerken varsa ne kadar fırtına 
Kopar göğün kökünden,
Doldur torbana. 
Türbülansa giriyorum affet beni
Böyle yerin altında,
Hakeza kum torbası kalbim de öyle 
Yabanıl dağ ceylanından aşk  kaçırınca.
Briket geçiriyorum başıma yalandan,
Yok saçlarım pehhh! 
Bir kirpi döktü,
Üşüyorum çünkü.
E güvercini de kaçırdım karadan
Megafonsuz ötmüyor artık kuşlar 
Kasıldı kadavram,
Gırla gidiyor heyamolalar...
Sonunda açtım kendi tımarhanemi...

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi