SONSUZLUĞUN FREKANSI
Gölge Güçlerin Yükselişi
"Zamanın durduğu o sisli istasyonda elini tuttuğum kardeşime... Meğer sessizliğimiz, dünyayı sarsacak o ilk frekansın hazırlığıymış."
1. BÖLÜM
İSTASYONDA İKİ KIZ KARDEŞ
ROCHA, URUGUAY, 2043
Gözleri kapalı, bir yandan kahvelerini yudumlarken sessizce denizin sesini dinliyorlardı. İki yıldır, dünyanın bu güzelliklerle dolu ve zamanın farklı aktığı köşesinde yaşıyorlardı. Her insanın gelecek hayallerini süsleyen mis gibi bir hava, sessizlik, huzur; kısacası her şey vardı burada. Ama onlar için zaman yanlıştı.
“Delireceğim galiba!” dedi Mayıs, sinirle yerinden kalkıp fincanı elinden fırlatarak. “Daha ne kadar bekleyeceğiz?”
Nisan, hiç istifini bozmadı. Kardeşinin bu çıkışlarına ve sabırsızlığına alışıktı ve onun biraz sonra pişman olup özür dileyeceğini biliyordu. Hiçbir şey söylemeden derin bir nefes alıp kahvesini yudumlamaya ve manzaranın tadını çıkarmaya devam etti. Nisan’ın vurdumduymaz sakinliği, Mayıs’ı hep çileden çıkarırdı. Önce biraz söylendi sonra sinirle onun kafasına küçük bir yastık fırlattı. Sonunda onu kızdırıp rahatını bozmayı başarmıştı. Nisan, elleri belinde Mayıs’a doğru döndüğünde bağırıp çağırmaya hazırdı fakat onun endişeli yüz ifadesini görünce kahkahalarla gülmeye başladı. Nisan’ın kahkahası bulaşıcıydı, Mayıs gülmemek için kendini zor tutuyordu, yine de biraz daha söylenir gibi yapıp sonunda o da Nisan’a katıldı. Ne var ki çok geçmeden ikisi de gülerken ağlamaya başladılar. İki kardeş Rocha’ya gelmelerine neden olan olayların etkisinden çıkamıyorlardı, verdikleri kayıpların acısı geçmiyordu. Sevdiklerinden uzakta ve yapayalnız kaldıkları bu iki sene, öyle iniş çıkışlarla dolu geçmişti ki… Birbirlerine sımsıkı sarıldılar ve sakinleşene kadar bir süre hiç kıpırdamadan öylece kalakaldılar.
“Hadi yüzelim, bizi ancak deniz paklar.” dedi Nisan, burnunu çekerek kendini Mayıs’ın kollarından sıyırırken.
“Ya ararlarsa? Sen git ben beklerim.”
“Mayıs, bu evden hemen çıkmazsan yapacaklarımdan sorumlu değilim! Son bir aydır kapının önündeki koltuktan öteye bir adım atmadın. Kim ararsa arasın! Önemliyse yine arar.”
“Üf! Peki tamam.” dedi Mayıs sonunda fakat tam dışarı çıkmak üzereyken aniden durdu. Sonra yüzünde endişeli bir ifadeyle Nisan’ı kolundan yakalayıp canını acıtacak kadar sert bir şekilde içeri çekti. Hemen kapıyı kapadı, yanılıyor olmayı dileyerek derin bir nefes aldı ve tüm dikkatini algılamış olduğu bu enerjiye verdi.
“Mayıs?” Nisan onun bu halini ve bunun ne anlama geldiğini çok iyi biliyordu. Endişeyle kardeşinin buz gibi olmuş elini tutup kendi avuç içlerinde ısıtmaya çalıştı ama Mayıs elini sertçe geri çekti.
“Nisan, buradalar. Bizim için mi geldiler bilmiyorum ama çok yakındalar ve sayıları çok fazla. Koruma kalkanı! Hemen!”
....
***















































