ÖYKÜ
Giriş Tarihi : 16-10-2022 16:16

Kömür Karası

Yazan: Nevin Bahtışen - KÖMÜR KARASI

Kömür Karası

KÖMÜR KARASI 

Zeliş, helallik vererek uğurladı eşini işe. Dualar etti, Allah’a emanet etti, oysa kendide ve çocukları da insandı, ecelin ne zaman geleceği belli değildi. Ama Zeliş’in aklı eşinde kalıyordu. 
Babası: “Kızım, maden ocaklarının bir çoğu güvenli değil, ölmeden giriyorlar zaten mezardan daha derin yere.” bilmiyordu ki bu sözleri kızının yüreğini yaralıyordu. 
Babası, evlenmelerine izin vermedi, anlaşıp bir gece kaçmışlardı. İki sevdalı yüreği ayırmak, koparmak kolay mıydı?

Annesi, babası affetmişti barışmışlardı ama Zeliş babasını içten içe affedemiyordu.
Hâlâ kulaklarında çınlıyordu söyledikleri:
“Kızım, biliyorum ve anlıyorum Zaferi çok sevdiğini, çok da yakışıklı kerata; huyu suyu dersen anlatmaya hacet yok, sanırsın sahabelik yolunda. Senin dul kalmanı istemiyorum, hepimiz bu dünyada ne zaman göçüp gideceğimiz belli değil ama anla be kızım! Gözlerinde yaş, yüreğini yakan acı olsun istemiyorum, bu iş olmaz.” der başka bir şey demezdi.

Gözyaşları ile dinleyen kızını ne kadar yaraladığını ve ikna edemediğini görüyordu.
Hayat babasını haksız çıkaracak ve eşiyle yaşayıp, yaşlanacaktı.

Zeliş, küçük kızını kucağına aldı, ellerinin soğuk olduğunu görünce: “Üşüdü mü? benim güzel kızım!” demişti, yanağına bir öpücük kondururken.

Eşininde ellerinin değdiğini düşündüğü kömürleri kovaya doldurup getirmişti. Televizyon izleyen kızına bir bakış attı, gözlerinin etkilenmesinden korkuyordu.
“Babası, kızı üşümesin diye kömür çıkarırmış madenden.” demişti. Kömür tam elindeydi, SON DAKİKA! yazısını gördü, maden ocağında grizu patlaması! patlama! patlama! Zaman durmuştu, havada asılı kalan elindeki kömür pat! diye düşmüştü, kulakları uğuldamaya ve gözleri kararmaya başlamıştı. Kızını kucaklamak istiyordu, haberi iyice duymak istiyordu. Zeliş’in ağırlaşan yüreğine ve yerçekimine yenik düşmüştü.

Gelinliğini giymiş çiçekli ve yeşil bir yerde eşiyle el eleydi. Eşi, elini bıraktı, çiçek koparmış annesine getiren kızını öptü ve uzaklaşmaya başladı. Zeliş, elini uzatıyor ama Zafer yavaş yavaş uzaklaşıyordu; dönüyor kızına bakıyor, elinde çiçeği annesine vermek istiyor, elini uzatıyor kızını kucağına almak istiyordu. Zeliş, gözünü açtı televizyonda, “Maden ocağı patladı bu feci kaza hakkında yetkililerden bilgi almaya çalışıyoruz diyordu.” Kızı korkmuş anne anne diye elini uzatmış sesleniyordu. Sobanın önünde düşen ve her yere dağılan kömüre gözü takıldı, televizyona baktı, kömür karası olmuş madencileri gördü. Zafer de aralarındadır diye sanki dokunacakmış gibi elini uzatıyordu.

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi