YA SABAN KIRILIRSA?
Saban deyip geçmeyin. Bugünkü traktörden daha değerli. Saban kırılırsa tarla ekilmeyecek. Çocuklar aç kalacak. Öküz samansız. Tarla tohumsuz. Harman veresiyesi öbür harmana.
Yıllar gurbetçilerin tohum ekimi zamanı İzmir’e yola düştüğü yıllar.
Ocak patronu; “Haftaya gidiyoruz.” dediyse “Daha ben felanca tarlaya çavdar, filancaya arpa buğday ekeceğim.” diyemezsin, “Daha ben kışlık odunu getireceğim.” hiç diyemezsin.
Vakit gelmişse gurbete yol almaya yaşına bakılmaksızın babalık görevi evin bazen tek oğluna, bazen en büyük oğluna devredilir.
Devir işlemi bir iş yeri devrinden daha zor. Oğula görevler, istekler, öneriler tek tek sıralanır; “Saban kırılırsa felanca emmine, baltanın sapı kırılırsa felan emmine, çükürün ucu kırılırsa feşmakan emmine, tohumu ekemezsen felan dayına, emmine, şu ihtiyacın olursa şuna, bu ihtiyacın olursa ona.”
Ona, buna, şuna isimleri nerdeyse köyün yarısı. 10 yaşında bir çocuk ev ödevi gibi ezberler hepsini. Bir tanesini olsun unutmaz.
İşte görevi devralanlardan biri Kazancı Türbeseki Mahallesi’nden Yusuf oğlu Ahmet Şahin’dir.
Eşeğe biner, Kazankoyak’a oduna gider. Odun eylerken bir ladin ağacında düzgün bir uzamış gövde görür. Onun adı “okluktur." Babasının sözü kulağında yankılanır; “Saban kırılırsa…”, hemen keser. Ertesi gün başlar saban yapmaya. Ökçeyi yapar, sıra gelir “Kılıç’’ kısmına. Kılıç kısmında takılır kalır. Mahallenin yaşlıları vardır ev önlerinde her an bulunan, diğerleri dağda bayırdadır.
Yardıma koştuğu, Hasan Çavuş’un damadı Deli Veli’nin babasıdır. Deli Veli o tarihlerde Akmanastır’a taşınmamış Türbeseki Mahallesi’nde oturmaktadır. Yardımcı dedemiz küçük sabancının elinden kılıç yapacağı ağaç parçasını alır atar ve “Ben bu köylüye demir kılıç yapmayı öğreteceğim.’’ diyerek bizim küçük sabancı ustasını, Ermenek’e yollar.
Küçük sabancı ustası somunlu demir saban kılıcını yaptırır gelir. Ertesi gün ilk sabanını yapar. Bir ertesi gün kendi sabanı ile ilk çiftini sürmeye başlar.
Babası harman zamanı gelir tarlalar boş değil. Sabanın yerine bakar saban doğurmuş. Oğluna sorar. Oğlu omuzlarını gererek; “Ben yaptım.” der.
Oğluna mahcup olan baba ertesi gün kendi de ilk sabanını yapar. İlerleyen günlerde baba oğul tüm mahallenin sabanlarını yaparak nice hayır duası alırlar.
Editör: Serhan Poyraz
