TEVAZU
Nobel Edebiyat Ödülü, Alfred Nobel’in vasiyeti üzerine, 1901 yılından bu yana her yıl edebiyat alanında ‘’idealist bir yönde en seçkin eseri’’ ortaya koyan bir yazara İsveç Akademisi tarafından verilen dünya çapındaki en prestijli edebiyat ödülüdür.
Karar Verici Kurul, ödülün kazanan yazarına bir madalya, diploma ve büyük bir para ödülü (2026 yılı itibarıyla 12 milyon İsveç kronu civarında) takdim eder. Madalyonun ön yüzünde Alfred Nobel’in profilden portresi ve 1883 doğum- 1896 ölüm yılları yer alır. Arka yüzünde bir defne ağacı altında oturan genç adam, ilham perisinin (Musa) şarkısını dinler. Virgilius’un Aeneas destanından uyarlanan ‘’Inventas vitam iuvat excoluisse per artes’’ (Keşfedilen sanatlar insan hayatını iyileştirir) latince sloganı bulunur. Ödül sahibinin adı kazınmıştır.
İsveç Akademisini simgeleyen ‘’ACAD, SUEÇ’’ kısaltması yer alır. İsveç’in Eskilstuna şehrindeki Svenska Medalj darphanesinde 18 ayar yeşil altından üretilmektedir. Nobel Edebiyat Ödülü ile birlikte kazanan yazara takdim edilen berat (diploma) seri üretilmeyen, tamamen kişiye özel tasarlanmış benzersiz bir sanat eseridir.
2026 Nobel Edebiyat Ödülü ‘’klasik gelenekle, eğlenceli bir diyalog içinde, çağdaş edebiyat için yeni biçimler yaratan cesur ve yenilikçi eserleri’’ nedeniyle Kanadalı kadın yazar ve şair Anne Carson’a verilmiştir. Şair, deneme yazarı, çevirmen, akademisyen yazar; ödül aldığı sırada doğayla başbaşa rüzgârın sesini dinlemekte olduğunu söylemesi basına yansıdı.
Mütevazi söyleminin samimiyeti sorgulandı. ‘’Nobel sizin için ne anlama geliyor?’’ sorusuna ‘’Hiç düşünmedim. Sadece parayı nasıl bağışlayacağımızı düşünüyoruz. Evi olmayan bir arkadaşımız var. Bir de Sınır Tanımayan Doktorlar’a bağış yapıyoruz.’’ demiş. ‘’Nasıl kutlayacaksınız?’’ sorusuna da ‘’Telefonlara cevap vermek zorunda kalmamak için ormanda yürüyüşe çıkacağız. Sonra sessizliği dinleyeceğiz.’’ cevabını sakin ve sade cümlelerle vermiş. Yazarlığını da ‘’İstemsizce, hep başka bir şey yapmaya çalışırken oluyor’’ diye tanımlamış. ‘’Yeni bir kitap yazmaya ortadan başlarım’’ demesi de ezber bozucu manidarlıkta. İlham kaynağı olarak da ‘’Homeros’’u göstermiş.
Yavuz sultan Selim, 1517 yılında Mısır Seferi’nden zaferle İstanbul’a dönmektedir. Adana civarlarında şiddetli yağmur yağar, her yer çamur olur. Padişahın yanındaki dönemin alimlerinden ve şeyhülislamlarından Kemalpaşazade (İbn-i Kemâl) at üstünde sohbet ederek ilerlemektedir.
Hocasının atı tökezler, sıçrayan çamurlar Yavuz Sultan selim’in kaftanına sıçrar. Padişahın hiddetinden de çekinen Hocası, mahcubiyet ve telaş yaşar. Cihan hükümdarı, Hocasının üzülmesi üzerine tarihe geçen şu sözleri söyler: ’’Alimlerin atının ayağından sıçrayan çamur, bizim için şereftir, ziynettir. Öldüğüm zaman bu çamurlu kaftanımı sandukamın üzerine örtsünler!’’ Ölümünden sonra vasiyet yerine getirilir.
Başarı güçtür. Zehirleyicidir. Yeterli alt kültürleriniz yoksa hazmetmekte zorluklar yaşarsınız. Yetki güçten gelen bir erktir. Yetersiz insanların eline geçtiğinde ihtimaldir ki azaba dönüşür. Otoriter yönetimlerin açmazı da budur. Bilim adamları, siyasi liderlikler; kendilerinde, gerçekte var olmayan bir kudreti varmış gibi vehmederler. Çevre de bu yapıyı kolaylaştırır. Algıya dönüştürür. Yeterliği ve liderlik karizması olanlar; başarıdan şımarmazlar aksine artan sorumluluk hissine kapılırlar.
Başarmak ehil ellerde tevazudur… Tevazu kendini bilme ve başkalarını rencide etmeme duygusunu her daim yedeğinde taşır.
***
