SEVGİLİLER GÜNÜ
Sevgililer Günü…
Tüketim kültürünün en parlak vitrinlerinden biri…
Ne romantizm ama!
Ne tesadüf ki, tam da bu günlerde gül fiyatları roket gibi fırlıyor; restoranlar menüye aşırı süslü adlar koyup fiyatları şişiriyor; hediyelik eşyaların etiketleri ansızın değişip cüzdanları boşaltıyor. Ama tabii ki bunlar hep aşk için, değil mi?
Ben ise yıllar önce Sevgililer Günü’nde kendime hediye almayı gelenek haline getirdim. Çünkü en uzun ilişkimi kendimle yaşıyorum. Hey gidinin Sema’sı hey! Çiçek mi? Aman efendim, o güller dalında güzel, eve gelince yas tutmaya başlıyor. Kurutayım desen, birkaç hafta sonra evde "antika yaprak süpürme şenliği" yaşanıyor. Bir yıl, Sevgililer Günü romantizmini zirveye taşıyarak düdüklü tencere almıştım. Çünkü mantıklı bir insanım ve hayatta kalmayı önemsiyorum. Başka bir yıl saksı çiçeği aldım; onu da büyük bir özveriyle kurutmayı başardım. O günden beri çiçek işine mesafeli, hatta soğuk bir insanım.
Ayrıca erkekler niye ille de gül alma olayına takılıyor? “Gül verince makbule geçiyor.” mu sanıyorlar?
Beyler, paranız cebinizde kalsın, yaratıcı olun biraz! Pırlanta mı? Ah canım benim, ben taş koleksiyoneri miyim? Hem bunca insan cebinde ekmek parası taşırken, benim parmağımda parlak bir kaya neden olsun? Üstelik her kadın pırlantayı taşıyamaz; yanlış anlamayın ama mesele maddiyat değil, vizyon…
Eğer gerçekten romantik olup hatırlanmak istiyorsanız, bir zahmet 14 Şubat’ı unutmayın. Unutursanız da panik yapmayın, sosyal medya var. O gün herkesin sevgilisiyle verdiği pozlar, alınan hediyeler, sevgi sözcükleri havada uçuşur. Ve tabii ki bolca “Biz aşkı her gün yaşıyoruz” temalı paylaşımlar…
Ayıp ama, gerçekten…
Parayı dökecek olan var, cebinde bozukluk sayan var, sevgilisi olan var, olmayan var, umursayan var, umursamayan var…
Şimdi diyecekler ki: “E senin sevgilin yok, kendini bu satırlarla avutuyorsun.”
Deyin valla, umrumda değil. Çünkü ben her Sevgililer Günü’nde kollarımı açar, kendime sımsıkı sarılır ve derim ki: “Aferin kız çocuğu, aferin Sema! Hayatın tokadına kafa tuttun, kendi ayaklarının üzerinde dimdik durdun, başarılar edindin, kalbinde sevgi taşıdın.”
İşte size yalnızken romantizmin kralını yaşamak için bedava bir taktik. Hem de duygu dolu!
Ama illa bir şey almak istiyorsanız, kitap alın. Kendinize, dostunuza, köşe başındaki amcaya… Tabii benim kitaplarımı alırsanız, daha da bir mutlu olurum. Sonuçta sevgiliniz yoksa bile en azından güzel bir hikâyeniz olur. Hem kim bilir, belki okuduğunuz kitap sizi yeni bir aşka sürükler.
