MAVİ DENİZİN BEYAZ KÖPÜĞÜ
Sana aşıktım,
Canımdın, hayatımdın.
Canımın içinde sakladığım,
En güzel yanıydın.
Sevgimiz yeşerecek sanmıştım.
Ellerimizde büyüyecekti umutlarımız.
“Soldurma,” demiştim sana,
“Filizlenen mutluluklarımızı kırma.”
Ama dinletemedim.
Sensiz geçen günlerde;
Günler, başka günleri,
Dertler, başka dertleri doğurdu.
Ben çareyi zamana bıraktım;
Belki küllenir acılar diye,
Belki içimdeki yangın diner diye…
Ama sevda başka,
Zaman başka yürüdü.
Birbirlerine kavuşamadılar,
Hayatın inişli çıkışlı yollarında.
Közlenen duygularım,
Yavaş yavaş uzaklaştı içimden.
Derken; yüreğim birden alev aldı,
Martıların gözü önünde, güpegündüz,
Mavi denizin, kıyıya vuran
Beyaz köpüklü dalgalarında.
Anılar sevdayı yaşatırmış,
Doğruymuş…
Yıllar sonra
Kordonboyu’na düştü yolum.
Tombul Ali’nin kahvehanesinde,
Eskimiş sandalyeler gibi
Anıların arasına oturdum.
Senin dokunduğun,
O küçük palmiye fidanları,
Kocaman olmuş şimdi.
Boy vermiş, büyümüş,
Diğer ağaçlarla yarışır olmuşlar.
Şevki Dayı’yı sordum.
“Emekli oldu, köyüne döndü,” dediler.
Biz onun kadar bile olamadık;
Sapla samanı karıştırdık.
Ben yalnız kaldım,
Ömrümün baharında.
Aşkımızı güz vakti soldurdun,
Martıların gözü önünde, güpegündüz,
Mavi denizin, kıyıya vuran
Beyaz köpüklü dalgalarında.
Şimdi deniz bile değişmiş.
Mavilik gitmiş gözlerinden,
Yosun yeşilinin üstüne;
Yorgunluk çökmüş sanki.
Martılar bile küsmüş denize;
Göremeyince bizleri aralarında.
İzmir’e sensizliğinde dokununca
Çocuklar gibi ağlamak geliyor içimden.
Çünkü aşk yarası,
Hâlâ hançer gibi duruyor yüreğimde.
Kadife Kale’yi dolaştım,
Güzelyalı’yı, Basmahaneyi
Ama hiçbir sokak,
Eskisi gibi kokmuyordu artık içimde.
Ne insanlar aynıydı
Ne deniz.
Güzellikler tükenmişti bir bir.
Yüreğim yine dağlandı,
Martıların önünde, güpegündüz,
Mavi denizin kıyıya vuran,
Beyaz köpüklü dalgalarında…
***
