KÖYÜN ÇAĞRISI
Alaca karanlık yavaşça çöküyor,
yerleşiyor köyüme.
Uzun bir yolculuktan sonra,
ay doğuyor.
Gölgeler düşüyor,
Uyku, usulca göz kırpıyor.
Ağaç dalları kımıldıyor,
yapraklar da sallanıyor.
Dere, nazlı nazlı akarken
Yaşlı söğütlerin altında mırıldanıyor.
Bir kuş konuyor taşına,
Su içiyor, kanat çırpıyor.
Derenin karşı yakasında,
Köylü bir kadın yürüyor.
Yüzü mermer,
alnı ay ışığı.
Ah o kırmızı gül!
O yanan gül, nerede büyüdü?
Yüksekte, bülbülün öttüğü yerde,
Kuşların, titrek kavaklarla
usulca konuştuğu yerde.
Berrak su, taştan akıyor.
Mavi otlardan.
Orada, rüya gördüğü yerde.
Derin gölgeli orman dereleri,
sevinçle birbirine karışıyor.
Bülbül,
dalların gölgesinde şarkı söylüyor.
Rüzgâr,
göz kırpıp bana koşuyor;
'Selam getirdim.' diyor.
Tanıdık bir kokuyla, yüzümde geziniyor.
Sonunda,
Berrak bir gecenin örtüsü kalkıyor.
Mavi gökyüzünden,
yumuşak ay ışığından,
Sessiz bir bahçenin koynundan,
kekik kokuları geliyor.
Sanki beni çağırıyor.
Ah ver elini,
seninle gelirim memleketine!
Hadi ama
Gece gündüz seninle olurum.
Ve orada,
Suların coştuğu yerde,
Seni kalbimle öperim!
Adını andıkça, uçasım geliyor.
Mavi gökyüzü, güneş ve dağlar, kucak açmış, beni bekliyor!
***
TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...
Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz
Editör: Bilgi Şakar
