Konuş Benimle Anne / Prof. Dr. Ahmet Güzel

Prof. Dr. Ahmet Güzel -KONUŞ BENİMLE ANNE
Advert

MANZUME - 26-02-2025 12:25

KONUŞ BENİMLE ANNE

tam on dört yıl önce anne
bir katre su aradığım badiyede 
sensiz geçti anne
içimde sessiz bir çağıltı başıboş
kimsesiz sahipsiz bir de

oysa o günün arifesinde
kırk üç yaşında bir bebeğindim senin
üstünü örtüp uyuttuğun
yemek yedirdiğin
sahi sobayı neden yaktın anne sımsıcak yüreğin varken
o yağmurda o doludizgin
doludizgin sevgine meydan okuyan güya
bağrına bastığın vedalaşırken
sıcaklığın yağmura kafa tutarken
pamuk ellerini sallarken o yağmurun altında
söylemedin anne
son yemeğimiz olduğunu o yemeğin
bağrına son basışın olduğunu o kucaklaşmanın
yanağıma kondurduğun busenin veda busesi olduğunu
son uğurlaman olduğunu bir günlüğüne ödünç verdiğin
provasını yaptığın hissedip de hissettirmeden
kim kimi uğurladı anne
bu nasıl girdap anne

doğduğum gündü cuma
öldüğün ve ölümünle beni de öldürdüğün gün
daha dün gibi
o odada o lânet odada
seni benden (ç)alan bir daha vermemecesine
kapandım üzerine bir zerre ümitle
hudutsuz sevgine güvenip belki de
dayanamaz kıramazsın ciğerpareni diye
öpmedin yanaklarımdan
okşamadın başımı
yüzüme bile bakmadın bir kerecik
o lânet odada
beyaz önlükleri simsiyah gördüğüm
sağnak gözyaşlarımla puslu bir de
kalbini yokladım nabzına baktım sayısız kez
kalbimi kalbine nabzımı nabzına 
katamadım anne
çok istedim yapamadım anne
eminim yeterdi bir kalp ikimize de
çaresizdim 
çok çaresizdim anne

mestlerin ayakkabıların bir kenara atılmış telâşla
bırakmadım orada o lânet odada
dolabımda saklarım o günden beri
onlar benim miski amberim
cennet elçilerim hatta
cenneti ararım
mestlerinin ayakkabılarının altında
sevgini solurum
cenneti koklarım doyasıya
hem kim bilir
belki çıkar gelirsin bir gün meleklerin kanadında

o son görüşümü yüzünü
ay parçası nurlu yüzünü
yıkanmadan önce cenazen
tertemizdi anne
güneş olmasa gündüzü
ay doğmasa geceyi 
kararan dünyamı aydınlatacak
pırıl pırıldı anne naaşın
yine yağmur vardı gözyaşlarımla yarışan
yine kapının önündeydin
yüzüne baktım / bakmadın
bağrıma bastım / sarmadın kollarını
öptüm yanaklarından / hiç oralı olmadın
bahçedeki kardelenlerine bile bakmadın çok sevdiğin
beraber ektiğimiz erguvan pembe

doğunca kundağa sarılır ya insan
bembeyaz kundak içindeydin
dünyaya ölüp ahirete doğarken
o daracık kabre koydum ellerimle
beyaz melekler gibiydin anne
bir defineyi paha biçilmez bir hazineyi
herkes hüzünle bakarken yağmur altında
toprağa gömdüm bir de kalbimi
sanki o mekân nurefşândı
gökyüzü ağladı kuruyan gözyaşlarıma kaynak
yağmur vardı anne gözyaşlarımla yarışan
yeni dostların sevinirken
sevdiklerin vardı ağlaşan

tam bir buçuk yıl hiç ara vermeden
zemheride tipide
ağustosun güneşinde
hastalıkta sıhhatte
iki elim kanda olsa yalnız bırakmadım seni
toprağını öptüm kokladım
köyümüzden getirip değiştirdiğim mezar toprağını
issiz tertemiz şehrin çirkeflerinden azade
sevdiğin tüm çiçekleri ektim mezarına
lavanta hüsnü yusuf anemon kardelen papatya
lâle nergis sümbül krizantem
menekşe ekmedim ama
menekşe gözlerin var nasılsa
biliyorum cennet çiçeklerinin yanında
esamesi mi okunur çiçeklerimin
ama sen öğretmiştin ya
gidilen yere eli boş gidilmeyeceğini

her gün geldim anne
tam bir buçuk yıl her şeye rağmen
dualarla suladım çiçeklerini
toprağını öptüm kokladım ciğerler dolusu
çiçek kokularını bastıran kokunu solumak için
konuştum seninle uzun uzun
hep ben anlattım
sen dinledin
sen dinledin 
ben anlattım uzun uzun
dinledin dinledin dinledin
cevap vermedin
hiç cevap vermedin anne

bir şeyler söyle bir şeyler anlat
hatta kız bağır çağır 
küs gibi durma n’olur 
öylesine açım hasretim ki bir kelimene

n’olur konuş benimle anne
n’olur konuş 

Editör: Suna Türkmen Güngör

Günün Diğer Haberleri