KIRILAN DALLAR
Savaş gerekmez ortalığı tuzla buz etmeye,
İnsanoğlunu nefessiz bırakmaya...
Bir kıvılcım yeter, bizlere armağan olanı yok etmeye.
Hayata tutunmamızı sağlayan,
Dalları ve yaprakları ile nefes olan
Ağaçlarımız başladı bir bir yok olmaya...
Gövdesi ile toprağa can veren,
Şimdilerde ise acı içinde kıvranan,
Canlı canlı çaresiz bitişine,
Yok oluşuna seyirciyiz desem...
Toprak kaymasını önleyen
Bize duvar olana
Elveda demek çok zor geliyor.
Sızlıyor yürekler,
Alevlere teslim, hışırtısı oluyor imdat sesi
Kara duman sarıyor ortamı, oluyor onların kâbusu
Çaresizce imdatlarına yetişmeye çalışırken,
Gözyaşı eşliğinde bizleri şahit tutuyor.
Yıllarca büyümesini beklerken
Bir anda yok olup gidiyor.
Katkı sunan biz canlı varlıklara,
kıymetini bilene derin acı ...
Diğer canlılara koruma görevi üstlenen,
Aynı zamanda çatı olan hayatlar,
onlarla birlikte sönüp gidiyor.
Orman can çekişiyor...
Ahali, orman can çekişiyor.
Bu çatı altında hayatını süren canlı,
Sanırım daha iyi kıymet biliyor.
Meyvesi ile bizi tatlarla buluşturan,
Gövdesiyle, kavurucu sıcağıyla gölge olan
Bir çok amaca aracı olan
Yok olup gidiyor.
Bir kıvılcım yeter yok etmeye
Gerekmez savaşlara, gaddarlığa.
Ve orman başka türlü ağlıyor...
Eli kolu bağlı, vicdanımızın sesini bekliyor.
''Söndürün acımı, çaresizim." diyor .
Kırıldı dallar, düştü üzerinden yapraklar, gövde büründü siyaha.
Bizler ise gömüldük karabuluta,
Ciğerimiz yanıyor yok olup gidiyor.
Onlarla beraber nefesimiz kesiliyor.
Can damarımız orman, can çekişiyor...
