İSTANBUL SOKAKLARI
Sanki gök delindi, ben içindeyim,
Şu köhne şehrin
Bahtsız bir bedevisiyim.
Sıraya mı girdiniz be mübarekler,
Terki diyar ettiniz.
Yokluğunuz ne hissettirdi ki
Varlığınıza sözüm hiç yok.
Sokaklar meskenim benim,
Her ânın bir hatırası var.
Yalnızlar sokağının en bilindik müdavimiyim,
Tanır her köşede insanlar beni.
Çoğuyla ahbap çavuşluğum var,
Çay çorba içmişliğim.
İstanbul'un sakin berduşu derler bana.
Çok gördüler benim çakır keyif hâlimi.
Şahit oldular, geçici aşk çarpıntılarıma.
Ne zaman yalnız hafif sallanır görseler,
Hay Allah yine mi şutlandın be Mülayim!
Bu da mı gol değil gibi bakan bakışlarınız,
Eziyor artık beni.
Bu da ofsayt diye bağırasım var!
Kimi der her yağmur yağdığında
Gökkuşağı gibi ortaya çıkıyor,
Bizim ıssız adam.
Evet ıssızım ve çok yalnızım.
İşte yine ben arşınlıyorum başı boş sokakları.
Onca kalabalığın arasında yapayalnızım.
Seslere tıkıyorum kulaklarımı,
Suskunluk makamından dem vuruyorum.
Sanki gök delindi, ben içindeyim.
Tanıdık geldi, mekanın birinde çalan
Şarkının ezgileri.
"Onu benden siz aldınız,
Onu benden ayırdınız,
İstanbul sokakları."
Hep bir suçlu aranır ya hayatta;
Garibim İstanbul ne hikmetse hepsinden
Nasibini alır.
Yürü Mülayim yürü!
Sabaha ne kaldı ki.
Öyle dolusun ki tıka basa gamla...
Nereye dokunsan çarpıyorsun vuslatı, hazana.
Haydi gel de uyu, uyuyabilirsen.
Yastığına onca derdi yük etmişken.
Daha bunun bir de rüyalar aşaması var!
***
