HÜKMÜ YOK ARTIK SÖZLERİN
Sen değil miydin söyleyen “Veda vakti geldi” diye?
‘’Artık bensiz yola devam etmelisin” sözüyle canımı acıtan,
Sen değil miydin?
Birlikte yol almak varken güzel günlerin bizi kucaklayacağından eminken
Ne oldu da bu karara seni ansızın iten,
Durduk yerde “Ayrılık” diyen?
Sordum, uzunca zihnime:
İzin versen olmaz mıydı, dahil olmama davana?
Çok sonrasında öğrendim yaşadıklarını.
Meğer ne derin yara sırtlanmışsın, bu dert ile baş başa kalmışsın.
Üzülmeme gönlün razı olmadığından;
Ayrılık deyip kesip atmışsın.
Ben bilmeden, bana belli etmeden,
Yalnız başına yürümüşsün tozlu yolda,
Ayrılmak istediğini düşünürken. Varlığında, kızgınlığım derin,
Ben bilmeden.
Sonra, ayrılıktan gelen daha acı haber;
Ve evet, bu ayrılık geçici değildi; kayıp oluşunda ortadan.
Meğer davan, hastalıkla mücadeleymiş;
Paylaşmak varken neden uzaklaşmak?
Sordum kendime kaç kere.
Yüreğimde acısı hâlâ taze, dinmek bilmeyen.
Değil midir, böylesi zamanda,
Sırt sırta vermek doğru olan?
Sevmek, paylaşmak bu değil midir?
Canım yanıyor, kulağımda sesin,
Söyleyecek çok şey varken
Bulamadım ne yazık ki seni.
Yüzüne bakarak “Öylesi bir ayrılık değilmiş,” demeyi isterdim, Bulamadım seni.
Yüzüne bakarak; “Keşke bilseydim, yanında olurdum!” demeyi
Ne çok isterdim.
Kelimelere sığındım, yarama derman olur belki diye,
Dökmek istedim içimi. Biliyordum, sözün hükmü yok artık çünkü.
Sığındım kelimelere bu sebep.
Sözcüklerin eşliğinde şikayetimi dile getirmeye,
“Sensiz dünya acı veriyor.” diye kelimelere dökmek istedim.
***
