Git Dedi be Hafız / Nevin Aktekin Gülfırat

Nevin Aktekin Gülfırat -GİT DEDİ BE HAFIZ
Advert

MANZUME - 10-06-2026 23:26

GİT DEDİ BE HAFIZ

Düşünebiliyor musun?
Ben gidemedim o aşktan.
Ama o, “Yap kendine bir iyilik, lütfen git artık,” dedi.

Bilmem,
Kaç kez gittim çaresizce, kaç kez döndüm usulca.
Kalbimi ona bir emanetçi gibi bıraktım her defasında.
Sonra yeniden aldım; kırık, eksik ama yine de onunla dolu.

Kaç kez elleri elimden sıyrıldı,
Saymadım be Hafız, sayamadım!
Bir kere bile olsa “git” demesi yetti içimi dağlamaya.
Bu çok acı be Hafız.

Sonra ne oldu biliyor musun?
Karın deşen bir acı çöreklendi içime. 
Ağlama nöbetleri, geceyi dize getiren nefessiz kalışlar…
Secdede yakardım Rabb'ime:
“Ya onu sök yüreğimden ya da al canımı.”

Zordu be Hafız, çok zordu!
Bir ayrılık ertesi, sabaha yakın saatlerde iş yeri önünde nöbet tuttum.
Bir kez görebileyim diye.
Gördü beni.
Gözlerini yere eğdi.
Acı vardı onun bakışlarında da hissettim.
Ama geçip gitti önümden.
Bir yabancı gibi.
Bir kere bile bakmadı gözlerime.
Bakamadı be Hafız!

Gururum “dur” dedi.
Ben de durdum.
Acısa da içim, gidemedim peşinden. 
Çekindim.
Yine “git” der diye.
Olsun Hafız,
Gördüm ya onu, yetti.

Yine gözyaşlarına esir düştüğüm bir vakitti.
Aradı.
“İn aşağıya, kapının önündeyim,” dedi.
Ayağımda ev terlikleri, üzerimde pijamalarım vardı.
Koşmadım be Hafız, uçarak gittim ona!
Sarıldı bana.
Ah o sarılış…
Sokak lambasının altında, ten tene, ruh ruha, can cana; 
Aşk ile yağmurun birbirine karıştığı bir kavuşmaydı o.

Hiçbir şey demedim.
Kızmadım.
Kıyamadım.
Hesap bile soramadım.
Aşktandı be Hafız, hep aşktan!

Bilir mi bir insan, gerçekten sevmemişse böyle ağlamayı?
Bilir mi kalbi acıya acıya sevmeyi, unutamamayı?
Ah Hafız!
Söyledim ya hep aşktan.

Ayrılık bu aşkın farzı, sevmek vacibiyken; balıkla kuşun aşkı misali insan, gökyüzünde de olsa bir nefes aşk için nefessiz kalmayı göze alıyor. Almasına da o, sevse de bir türlü “kal” diyemedi.
“Gitme,” deseydi ya Hafız!

“Varsın dünya karşı olsun bize. Ellerimiz bir olsun.
Bütün dünyadan bize ne ki?”
Bekledim.
Çok bekledim kal demesini.
Deseydi kalırdım.

Ah Hafız, çok yoruldum. Gitmelerden, yarım kalışlardan,
Her gün bir parçamı bırakmaktan yoruldum!
Gitmeyi bile bana bırakan o adamın ne gittiği belli ne kaldığı belliydi.

O aşk beni yordu.
Yoruldum be Hafız!
Vazgeçtin mi deme.
Yoruldum sadece.
Adam gibi sevmemesinden, kal dememesinden, 
Her gün bir ölüm seçmekten yoruldum!

Biliyor musun, bir gece yine elimde dönüşsüz bir biletle çıktım karşısına,
Ağladı.
Gözyaşlarını gördüm.
Ama yine “kal” diyemedi.

Beni düşünüyormuş Hafız.
O yüzden “git” demiş.
Çünkü kalırsam elde hüzün varmış.
Oysa ben onunla sadece mutluluğa değil, hüzne de vardım.
Ama git dedi Hafız,
Yine git dedi!

Anlıyor musun,
Neden vazgeçtiğimi?
Yıllar sonra bir otobüste göz göze geldik.
İkimizin de gözleri doldu.

Ah Hafız!
Aşk yine oradaydı.
İlk günkü gibi tazecik, o gözlerde.
Bu his yalan olamaz.
Ama yine seyretti gidişimi.
Bilmiyorum Hafız, neden bir türlü “kal” demedi,
Diyemedi?

Belki de başka bir bekleyeni vardı.
Hep vardı.
Kim bilir…
Belki de mesele başka biri değildi be Hafız!
O, sevmeyi biliyordu belki.
Ama “Kal” demeyi bilmiyordu.

***


Editör: Suna Türkmen Güngör

Günün Diğer Haberleri