GECENİN YARISI
Tam da gecenin yarısı,
Işığın nazlanarak girdiği dar odada;
Sahibine ulaşamamış mektupların,
İçine hapsolduğu o minik kutudan,
Yıldızlara koşma telaşı.
Aheste geçen yılların
Ezberlenmiş rüyaları
Seni bırakmadı hiç.
Ben bıraktım,
Kokunun iliştiği köhne kanepe,
Ve dahi
Her dar ânında yüzüne gülümseyen
Çatlak bakışlı ayna bırakmadı.
Tam da gecenin yarısı,
Kapımı yokluyorum ara sıra.
Yüzüm ekşiyor,
Ürkek bir gölge fısıltısı gibi
Kendime söylediğim yalanlar
Dikiliyor karşıma.
İnancım,
İnanmak istediğim tüm düşlerle
Körebe oynarken
Başka çocuksu masallar düşüyor ayaza.
Üşüyorum.
Tam da gecenin yarısı,
Uyuşmaya başlayan parmaklarım;
Nazlı gelin hevesiyle uzanıyor
Demi henüz tutmamış çaya.
Hani
Bir yudum alsam
Yeniden başlasam saymaya.
Bir, iki, üç, dört...
Önüm arkam sobe!
Ve sen çıksan tütün kokulu
Karanlığın ardından.
Tam da gecenin yarısı,
Tam da
Sensiz gecelerin iflah olmaz yarası.
***
