FARAZİ DUALAR
Bu bir biat
Farkına vardı bile çoktan
Yalın ayak kahve renkli sülünler
İçinde medyum kıssalar barındıran
Bu bir rica gözlerine
Aşkın sapandan marazi fırlayışı
Ricatı uzadıkça uzayan bir şehre
Gergin halatlar
Gerilmiş bulutların patlayışı iffetle
Bu bir hayrat aracısız merhem
Bir nevi afaki beklenti meçhulden
Bir kürsü başı
Akşam akşam yağıyor titreyişler
Karışıyor bir ud kirpiklerime
Dudağım ne fısıldıyor öyle
Belki bir yalvarışı
Askıya asılı bir derviş ceketi
Mora çalan gölgelerin raksı belli belirsiz
Var da yoksun mızraplarda
O mızraplar ki verir ahengi
Usanca batmış yuvarlı aynalara
Bu bir ukba rest cıngarı ufka
Ya hu, yarılası karanlığa
Ya muin, derman aşkınlığa
Saçlarını koyuyorum masaya
-Küt kesilmiş-
Sandalyede yalnız gözlerin kalıyor
Utanıyor tarak, ondan evvel seyyah
Kıbleler değişiyor aşkta bir muştuyla
Bir muammayla çözülüyor esrar
Dönüyorum arka üstü
Yüzün değiyor yüzüme
Yüzüm doluyor özüne
Yüz kere vuruyor avcıyı ceylan ah
Avcı fazla berhudar her kurşunda
Mağrurluğu geçemiyor yine de ceylanın
Güzelliğinin önüne
Güzel gülümsüyor çirkin avcı
Sonra kesiliyor fasıl
Fasıla vermeyen bir çan sesi
Adımlar birleşmeden
En kötüsü buluşmadan eller
-oysa deliresiye tutuşmak isterken-
Buluyor yetim çocuklar hüznüyle bizi
Bükülü boynuyla pus bir veda
Her rengi dökülüyor tuvale
Yüzlerce tonda
Koluna takıyorum en viran gidişimi
Bir aşk oluş onuru bırakıyorum sana
Sen bende kalıyorsun zaten
Karıştığımda sislerin kucağına
Suspus kalışın bile çığlık çığlık sevda
Bu bir ifrat farazi dualarda
***
