ESRARENGİZ SANDIK
Sis, ormanın içinden ağır ağır süzülüyordu. Köşkün yüksek demir kapısının önünde duran eski sandık, rüzgâr yokken hafifçe titredi.
Adam durdu. Ayakkabısının altındaki çakıl taşları sessizliğe ihanet etmişti. Gözlerini sandığa dikti. “Bu mümkün değil!” diye mırıldandı. Sandık bir kez daha kıpırdadı.
Köşk yıllardır terk edilmişti. Rivayete göre içindeki saatler hep aynı anda durur, aynalar kimsenin yüzünü göstermezdi. Ama kapının önündeki sandık… O, dün orada yoktu.
Adam ağır adımlarla yaklaştı. Ceketinin iç cebinden küçük bir anahtar çıkardı. Anahtarın üzerinde solmuş bir arma vardı: köşkün eski sahiplerinin sembolü.
Tam sandığa uzanacakken içeriden bir fısıltı duyuldu, “Geç kaldın!”
Adam geri çekildi. Nefesi buhar olup havaya karıştı.
“Kim var orada?” diye seslendi.
Sandığın kapağı birden aralandı. Ama içinden bir canavar ya da hayalet çıkmadı. İçinden küçük bir kız çocuğu çıktı. Üzerinde eski zamanlara ait beyaz bir elbise vardı. Ayakları çıplaktı ama üşümüyor gibiydi. Gözleri ise geceden daha karanlıktı.
“Beni hatırlamadın mı?” dedi. Adamın yüzü soldu. “Bu… imkânsız.”
Kız başını yana eğdi. “Her masal unutulduğunda bir sandığa kilitlenir. Sen bizi yarım bıraktın!”
Adamın zihninde yıllar öncesi canlandı. Bu köşkte çocukken yazdığı masallar… Hayal ettiği kahramanlar… Ama bir gün hepsini bırakıp gitmişti. “Sen!” dedi kısık sesle. “Sen, benim ilk masalımdın.”
Kız gülümsedi. Ama bu masum bir gülümseme değildi. ‘’Evet… Ve yarım kalan masallar büyür.”
Bir anda köşkün pencereleri tek tek aydınlandı. İçeriden gölgeler yürümeye başladı. Kurt başlı askerler, kanatlı atlar, yüzü olmayan insanlar… Adamın yazıp yarım bıraktığı tüm karakterler kapıya doğru ilerliyordu.
Rüzgâr sertleşti. Köşkün kapısı kendi kendine açıldı. Adam bir an düşündü. Kaçabilirdi. Ama masallarından kaçmak mümkün değildi. Ceketini düzeltti. Sandığın içinden bir kalem çıktı. Siyah mürekkep damlıyordu ucundan. Kalemi eline aldı.
“Peki” dedi, “Bu masalı bitirelim.”
Köşkün kapısından içeri adım attığında sis arkasından kapandı. Ve o günden sonra…
Ormanın içindeki o köşkten her gece bir ışık süzülmeye başladı.
Bir masal tamamlandığında sandık sessizleşir. Ama hâlâ geceleri kapının önünde hafif bir kıpırtı duyuluyorsa belki de yeni bir hikâye yazılmayı bekliyordur.
***
Editör: Neşe Kazan
