Elma Atarlar / Kerim Tepeli

Yazan: Kerim Tepeli -ELMA ATARLAR
Advert

ANI - 17-12-2023 22:47

ELMA ATARLAR

Bir varmış bir yokmuş, develer bireyle yarışırken, filler karıncalarla birlikte yaşarken, nenem genç, dedem yakışıklıyken…

Ben, dedemin düğününde halay çekerken, dedemin yerine nenemin başına elma atmıştım.

Bu elma atma, yöresel bir gelenek olarak yaşanan, önemli bir kültür. Kışlar, uzun ve çetin geçer. Ama yaşam ve yaşama dair yapılacak işler öyle bir incelikle örgütlenmiş ki, hiç bir iş diğerine engel olmaz.

Benim memleketimde, kışın pek iş güç olmaz. Mayıs ayıyla hazırlıklar başlar. Kar eridikçe, karın altında uykuda olan toprak, yeşillik fışkırır. Doğanın taşı, toprağı, ağacı, her şey ve her yer yemyeşile bürünür. Doğanın bu coşkusuna, aylarca kapalı kalan koyun, kuzu, inek, dana, yanı bir cümle hayvanların dışarıya salınması ile birlikte insanların baharı karşılama neşesi de eklenince, her yer adeta renk ve coşku bayramına dönüşür.

Tabii, kışı dinlenerek geçiren insanlar, karların ermesiyle sıkı bir çalışmaya, hazırlığa başlar. Çayır alanları koruma altına alınır. Bostanlar ekilir, tarlalar sürülür, çobanlar tutulur, evler yaylaya gider, derken çayır biçme zamanı başlar.

Tabii, çayır biçme deyip geçmeyin; düz ve taşsız olan çayırlar, tırpanla biçilir. Bir de yamaç, taşlık ve ağaçlı yerler de orakla biçilir. O anlamıyla zor ve yorucu bir çalışmadır, çayır biçmek. Çayır biçme bitti mi, tarla biçimi başlar. Çünkü buğday, arpa ve çavdarını tam zamanında biçmezsen kurur ve taneler başaklardan dökülür. Böyle olunca da, tüm emekler boşa gider. Çünkü, elde etmen gereken ürünün altında başka bir ürün elde edilir. Tarla biçimi tamamlandı mı, sıra harmana gelir. Harmanda, buğday samandan ayrılır, saman kışın hayvanlara yedirilmek için samanlığa taşınır,  buğday yıkanır, kurutulur. Bir bölümü, kışın ekmek yapmak için değirmende una çevirilir. Bir kısmı da, taş, el değirmeniyle bulgur yapılır. Diğer bir bölümü de, kuru bir yerde tohumluk olarak saklanır. Tüm bu işler bitip, yayladan dönüş yapılınca, ahaliyi yeni bir heyecan sarmaya başlar. Çalışma mevsimi, ekim ayının ortasında, koç katımıyla son bulur. Bu koç katımı da, ilginç bir kültürel gelenek. Ama, belki ayrı bir hikayede anlatırım.

Tabii, tarla, çayır biçme, ürün elde etme işleri bitmiş, iyi mahsul toplayanın keyfine diyecek yok. Mahsulu eksik olanlar, eksiği tamamlamak için satın alarak bu eksiği tamamlar. Ancak iş güç dışında, herkesi tatlı bir heyecan ve telaş sarar. Çünkü aynı zamanda, düğün mevsimi başlamıştır. Düğünü olan aileyi, hazırlık için hummalı bir heyecan sarmıştır. Diğer köy halkını da, yazın yorgunluğunu üzerinde atmak için, düğünde çekeceği halayın hayaliyle heyecan almıştır.

Hazırlıklar bitip davetiyeler dağıldıktan sonra, (davetiye, böyle şimdiki gibi matbaada basılan değil) elma baş rolde olmak üzere, değişik kuruyemiş ve elma kullanırdı. Düğüne 3 gün kala, hem gelin evinde, hem de damat evinde davul zurna çalmaya başlar. Gelin evi aynı köyde ise, düğün ortak yapılır. Ama başka bir köyde ise gelin evi, düğünden bir gün önce, damat tarafı davet edilen ahaliyle birlikte gelinin köyüne gider. Kına gecesi yapılır, o gece kalınır, ertesi gün gelin, baba evinden alınır, ata bindirilir ve damadın köyüne doğru yola çıkılır.

Damadın arkadaşları, atlarına binip yarışarak düğün alayını karşılamaya giderler. Düğün alayına ilk giden atlı, damada götürülmek üzere hediyeyi alıp, damadın yanına döner ve müjdeyi verdikten sonra bahşişini alır. Damat evinde, gelinin kafasına atılmak için elma hazırlanır.

Tabii, bu öyle sıradan bir elma olmaz. Belli bir büyüklükte olması gerekir. İkincisi, sağlam olması lazımdır. Çünkü, elmanın içine bozuk para yerleştirince parçalanmaması gerekir.

Düğün halayı köye girince, sağdıç ve yakın arkadaşı, damadı, gelinin geleceği evin damına çıkarır. (Tabii dam dediğim, bina değil. Köyün toprak evinin damı.) Davul zurna eşliğinde, gelin atın üstünde evin kapısına getirilir. Yukardan damat, içine bozuk para konulmuş elmayı gelinin kafasına atar. Eğer elma denk gelirse, gelinin kafasına çarpıp yere düşer ve parçalanır. Ardından damat, daha önceden hazırlanmış kuruyemişi, düğüne gelen insanların üstüne serper. Bunun anlamı; “Düğünüme hoşgeldiniz, bereket getirdiniz” demektir.

Günün Diğer Haberleri