ÇİÇEK AÇMIŞTI SON GÖREN DE DALLAR ŞİMDİ NARLANIYOR
gönlüme koyduğun ateş sönmek bilmiyor harlanıyor
çiçek açmıştı son gören de dallar şimdi narlanıyor
aga begım vardım Dicle suyun yanına şahlanıyor
uzaktan baktım Karaj Dağı yavaş yavaş karlanıyor
Esfel Bahça’sında saçın başın döküp saçmış ağaçlar
dönmüş kuru dala içi puç olmuş çalılar çırpılar
kapılıp yele düşmüşler yola el sallayıp dururlar
On Gözlü’nün ayağına kapanıp helalleşiyor sular
kimi gamlı kimi boynu bükük kimi yaralı surlar
dişlerini dökmüş kimi yıkılmamış gülümsüyorlar
yangın düşmüş de canına karalar bağlamış sokaklar
kara taşlara yazmış derdini buna şahit olanlar
kıtlık kıran ne bilmez öyle bereketlidir ovası
çok kıvrak neşelidir cana can katar oyun havası
bahçe içinde yetişir sebzesi hem marulun hası
yazın börtü böcek kışın da Esfel’i sis duman bası
dağ dağa kavuşmaz da insan insana kavuşur elbet
sevgiyle yoğrulmuş bu şehrin özü içinde yok nefret
kucak açar herkese nurnan sarar kimseyi etmez ret
sefa gelir insanın canına içen de meyan şerbet
ademi bağların içinden cennet suyu akar geçer
kimi gelir konar bu bağa kimi de bırakır göçer
can bilir cananını arar bulur canı candan seçer
Şahin oturmuş kara taşa sabrı şerbet etmiş içer
***
