BORCUM BORÇ
Bir tanıdığım aradı, müşterek bir tanıdığımızın kendinden borç istediğini anlattıktan sonra “versem mi?” diye akıl danıştı.
- Hibe edebileceğin bir parayı verirsen başın ağrımaz.
-Nasıl yani?
- Şöyle düşün, geri gelmeyeceğinden üzüntü duymayacağın bir meblağı verirsen başın ağrır mı?
- Ağrımaz.
- Hah işte, ancak o kadar parayı verebilirsin öbür türlüsü dostluğunuzu zedeler. Çünkü eğer şahsın o parayı sana geri ödeyebileceğinden emin olsan beni arayıp fikir danışmazdın.
Hatırlarsınız Türkiye'de kredi kartlarının ilk çıktığı dönemlerde bankalara borçlanmalar ve faiz üzerinden borcu giderek katlanan ve akabinde de canına kıyan vatandaşlarımız oldu. İşim nedeniyle bu tür meseleleri yakından takip ettim. Daha önceden hısım akrabaya veya arkadaşlara bireysel borçlanmalar olurken kurumsal borçlanmalar ve hele de bu borçların faiz sarmalına girmesiyle işin ucunu kaçıran vatandaşlarımız bir süre sonra durumu toparlayamadı.
Çevremdeki insanlara hep şunu söyledim: Borcu kimden aldığınız önemli değildir. Şahıs veya kurum olması aldığınızın bir borç olduğu gerçeğini değiştirmez. Bankadan aldığınız da eşinizden dostunuzdan aldığınız da sizin borcunuzdur ve kural gereği borcun olabildiğince çabuk ödenmesi gerekir.
Fakat şahıslarla olan alışverişlerde yüz yüze gelme, yüz yüze bakmadan kaynaklı utanma duygusunun tetiklediği mecburiyet duygusu bankalar söz konusu olunca meseleyi başka bir yere taşıdı. Bankaların bir kurum olması ve işlerin çalışanlar aracılığıyla yürütülmesinden kaynaklı olarak borcu alan çoğu insan işi savsaklamaya götürdü.
Ekonomik dalgalanmalardan veya işlerin iyi gitmemesinden kaynaklı olağanüstü durumları bir tarafa bırakırsak insanımız kurumsal borçlara şahsi borçlar kadar önem göstermedi; ama bedelini faizler üzerinden ağır ödedi. İşte bu sebepten paraya tekabül eden her alışverişte şu kıstasa çok önem veririm: Hibe edilebilecek bir parayı al, hibe edebileceğin bir parayı ver.
Öbür türlüsünde işin içine çetrefiller girer ve tecrübelerime göre söylüyorum: Bedeli fiziki veya ruhsal olarak ödenmemiş paraların alınması kolay ödenmesi zordur. Hele de ortaklıklarda veya kişisel borçlarda bir de meseleyi kâğıt üzerine dökmemek, anlaşmalar yapmamak gibi bir davranış problemimiz vardır ki akıllara zarardır. Sözün senet olduğu dönemleri çoktan geride bıraktık ki bu da kolay gelen paranın kışkırtıcılığıyla hiç uyumlu olmayan bir durumdur.
