BİZİM NESİLDEN
Sabah gün ağarmadan, ay sırasını güneşe bırakmadan Cikcik kalkar yataktan. Babaannem Süslü Nazik Hanımın dediği gibi, şeytan işer yüzüne uyurken.
Babam Cikcik’in ve bizim nesilden olanların bu en büyük bahanesiydi yüz yıkamak. Kış aylarında yüz yıkandıktan sonra soba yanar, büyük bir zevkle kahvaltı hazırlanıp bir de sofrayı süsleyen canım babam, her pazar günü bu rutini devam ettirirdi.
Babam uyanıkken hiç kimse evde uyuyamazdı, bu bir kuraldı. Herkes kalkar ailece kahvaltı yapılırdı. Uykum ağır olduğu için benimle tatlı ve komik mücadeleler veren babam, kulağıma ipler sokar, başımın dibinde sesli teyp açardı. Ben yataktan kalkar kapıyı kitler tekrar uyumaya çalışırdım. Hiç pes etmeyen komik babam, balkona açılan camdan odama girer beni adeta bir çiçek gibi sulardı.
Hiç unutmam bir gün, bir arkadaşım telefonla beni aramasını fırsat bilmiş ve uyurken telefonun ahizesi kulağıma koyarak arkadaşıma Kadıköy’de randevu vermemi sağlamış. Ben uyanınca bunu tabii ki hatırlamadım. Çocuk saatlerce beni beklemiş ve utandığı için babamı bir daha da arayamamış. Babam beni uyandıramadı ama arkadaşımı Kadıköy’de ağaç yaptı.
Bizim ev de, o zamanlarda her telefonu olan ev gibi PTT işletir vaziyetteydi. Telefon çalar karşımdaki ses; “Ben Mahmure’nin, annesiyim. Yarım saat sonra arayacağım orada olsun” dediğinde, gidip randevuyu komşuya bildirir, bir de üstüne çay kahve boş gitmez diye yanına kek ve börek artık evde ne varsa ikram ederdik.
İyilik yapıp bir de üstüne para ödediğimiz de oldu tabii ki, bir komşu adını vermeyeyim. Münevver teyze Ankara’dan abisini ve yengesini arıyor, saatlerce konuşuyor ve gülüşüyorlar. Misafirperver babam bir de rahat konuşsunlar diye kablosunu çok uzun yaptırmış olduğu için, telefonu salona kadar çekip götürürdük.
Fatura gelince anladık karşı tarafın hiç aramadığını; sevgili komşumuz sürekli bizden Ankara'yı arıyormuş. Zavallı annem Ayşecik, yine de komşuyu rencide etmek istemediği için yüzüne vurmadı, bir şey söylemedi aksine babama da çıtlatmadan gizlice çözüm aradı ve buldu. Babamın kendisi için Libya’dan getirdiği takı setini bozdurdu ve yüklü telefon faturasını ödedi. Aklıma bu anım geldikçe, hala üzülürüm.
Bizim jenerasyon insanlarının; "Önce insan.." deyişi...
Editör: Serhan Poyraz
